Bir Dönem Yüreğimiz Orada Atıyordu!..

Kentlerin, yüreğinde geçmişe dair birçok öyküyü barındıran tarihsel binalar, bu kutsal binaları korumaya, kollamaya ve yaşatmaya çalışan isimsiz kahramanları vardır…

Duvarları görünmez bir el tarafından yazılmış hatıralarla dolu bu yapıların kapıları büyülü bir tarihi yaşamak için tekrar açılmalı…

Hüzünle son bulan yok oluş hikâyelerini yazmaktan nefret ediyorum… İşin içinde var oluş hikayesi, bir kavga, bir mücadele, bir direniş varsa onu kaleme almaktan ise müthiş keyif alıyorum…

Karşıyaka’nın geçmişine mal olmuş ama bugün duvarlarından gözyaşı dökülen bir binadan bahsedeceğim…

Karşıyaka sahilinin komşularından olan PTT binasının bulunduğu ağaçlarla bezenmiş sokağı ve 1924’de yola çıkan Cumhuriyet’in “ilk” eğitim kurumlarından olan Cumhuriyet İlköğretim Okulu’nun çevresini Karşıyakalıyım diyen bir nebze olsun Karşıyaka’yı yaşayanların bilmemesi, oralardan geçmemesi mümkün mü?

 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in coşkusunu yaşadığımız günlerde bu bölgede çok büyük bir arsa ve içerisinde ihtişamlı işçiliğiyle, göz alıcı güzellikte iki katlı bir taş bina bulunuyordu…

Bu arsa o dönemin asaletini yaşayan Karşıyakalılar için çok özel bir mekândı… Orası Kaf Sin Kaf sevdalıları ve Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri için tarihe tanıklık eden bir yer olarak kabul edilirdi…

Kötü günler geçirse de asırlara meydan okuyan ulu çınar Kaf Sin Kaf’ımızın onurlu geçmişinde adını arsa veya tarla diyebileceğimiz iki alanın satırlara sığmayacak kadar büyük anlamı vardır…

 Kaf Sin Kaf’ın Temeli İkinci Kez Atılıyor!

Bunlardan ilki Kasım 1912’de Kadızade Zühtü Bey’in önderliğinde bıyıkları yeni terlemeye başlayan bir avuç yiğit Karşıyaka delikanlısı tarafından direnişin, başkaldırının, isyanın ve özgürlüğün simgesi olarak yağmurlu bir günde kutsal zeytin ağacının altında  Karşıyaka Spor Kulübünün kuruluş meşalesinin ateşlendiği “Omiros” tarlası…

Diğeri ise Gazi Paşa’ya, İzmir’in kurtuluşunun ikinci günü olan 11 Eylül 1922 pazartesi akşamı konakladığı İplikçizade Köşkü’nde onuruna bir yemek verilir… Gazi Paşa, yemekte çok keyiflidir, gecenin ilerleyen saatlerinde Kaf Sin Kaf’ın yöneticilerini masasına davet eder… Beyler biz asker olarak üzerimize düşen görevi canımız pahasına yaptık ve İzmir’i kurtardık… Yapacağımız çok şey var, şimdi sıra sizde en kısa zamanda Kaf Sin Kaf’ı tekrar harekete geçirin diye emir verir… İşte Gazi Paşa’nın emriyle Cumhuriyetin ilanından sonra KSK’nin temelinin ikinci kez atıldığı “Mahfel” adıyla bilinen bina ve onun arsası…

Karşıyaka Spor Kulübü, Halkevi ve CHP Karşıyaka İlçe Başkanlığı aynı dönemde uzun yıllar bu iki katlı evde faaliyetlerine devam etti…

1926’da gol yemeden şampiyon olan Kaf Sin Kaf’ın efsane kalecisi Malik Yaylım, Galatasaray ve Milli Takımın formasını yıllarca terleten Lap Lap lakaplı Lütfü Aksoy başta olmak üzere Çip Çip İbrahim, Arap İsmail, Göbek Hidayet gibi birçok futbolcu Mahfel’in arsasında yetişti…

Karşıyaka Spor Kulübü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olarak ilk kez ziyaret ettiği tek spor kulübüdür…

 Gazi Paşa Mahfel’i Ziyaret Ediyor!

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 24 Haziran 1926’daki KSK’yi ikinci ziyaretinde önce Mahfel’de bulunan parti ve kulüp binasına ziyaret eder… Daha sonra yanında Başbakan İsmet Paşa, Fahrettin Paşa, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey, Karşıyaka Belediye Başkanı Fikri Bey, KSK Başkanı Zühtü Bey olmak üzere Aksoy’daki tenis kortlarına giderek çağdaş giysiler içerisinde tenis oynayan kız sporcuların mücadelesini izler ve oraya getirilen şeref defterine:

 “24 Haziran 1926

Bu defaki ziyaretimde geçen aylarda masruf mesai ve himmetin kıymetli asarını gördüm teşekkür ve tebrik ederim. Gazi Mustafa Kemal” diye yazar.

1930’lı yıllarda dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik, Karşıyaka Spor Kulübü'nün Başkanı Sadi İplikçi’yi ve Karşıyaka Belediye Başkanı Fikri Altay’ı Mahfel’de defalarca ziyaret etmiş ve gündeme dair toplantılar yapmıştır...

Cumhuriyetin ilanından sonra Kaf Sin Kaf’ın temellerinin yeniden atıldığı, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ayak izlerinin bulunduğu, nice Karşıyakalıya umut olmuş, özel kişilere ait, “Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu” tarafından “Korunması Gerekli Kültür Varlığı” olarak tescil edilen “Mahfel” günümüzde acınacak halde olup, kaderine terk edilmiş durumda…

Tarihimizin derinliklerinde iz bırakmış bu güzelim bina yavaş yavaş yıkılmaya başladı…

Canımın sıkıldığı zamanlarda son demlerini yaşayan, Mahfel’e uğrarım ama hırpalanmış, bakımsızlıktan yıllara yenik düşmüş halini görünce yüreğim cız eder…

Orada cumhuriyetimizin kuruluşundaki heybetli anıları yaşarken, geçmişin hayalini kurar, günümüze taşınan güzelliklerin ayak seslerini duyarım…

Hapsedilmiş, yok edilmeye çalışılan koca bir tarihi ayağa kaldırmak, orayı geçmişteki gibi yine görkemli günlerine döndürmek sahiplerinin, bizlerin ve Karşıyakalıların boynunun borcudur.

Bu satıralar borcun bir kısmını ödeyebilmek niyetiyle kaleme alınmıştır.