Dünya Kupası Asıl Şimdi Başlıyor!..

Rusya’da düzenlenen 2018 Dünya Kupası’nın grup eleme karşılaşmaları tamamlandı, bir başka deyişle takım sayısı yarıya indi ve işin asıl heyecanlı kısmı daha yeni başlıyor. Dünyanın en kitlesel futbol organizasyonu olan dünya kupasının, geçmiş yıllarda oynananlara göre önemli farklılıkları bünyesinde taşımakta olduğunu hep birlikte görüyoruz. Bunların en başında ise hiç kuşkusuz Video Hakem Uygulaması geliyor. İlk kez verilen gollerin, penaltıların, kırmızı kartların doğru olup olmadığı, ekranlardan takip edilerek hakeme aktarılıyor ve hakem emin olmadığı durumlarda pozisyonu izlemek için sahanın kenarına gidiyor.

Ülkemizde VAR uygulaması olarak adlandırılan ve hakemlerin ekran işaretini göstermeleri ile izleyenlerin meraklarını uyandıran pozisyonlarla birlikte verilen penaltının iptal edildiğine şahit olduk. Uygulamayı yerlere göklere sığdıramayan ve futbolun geleceği açısından kaçınılmaz görenler olabilir, buna karşın kendi adıma futbolun bu şekilde kesintiye uğratılmasının daha başlangıç olduğunu ve bundan sonrasının da geleceğini üzülerek söylemek durumundayım. Futbolun, televizyonla kurmuş olduğu bağlantının teknoloji üzerinden normalleştirilmesi süreci iddia edildiği gibi hataların ortadan kaldırılmasına ve sonucun daha hakkaniyetli olmasına yol açmayacaktır. Çünkü güç ve etki meselesi burada da devreye girecek akabinde de tıpkı örneklerini yaşamaya başladığımız uygulamalarda olduğu gibi verilemeyen kartlar, penaltılar ve goller ile yoluna devam edecektir.

Şu ana kadar izlediğimiz dünya kupası favorilerin bundan önceki turnuvalardakinin aksine son derece kötü futbollarına sahne oldu. Hayal kırıklıklarının başında ise hiç kuşkusuz Almanya milli takımı yer aldı. Gerçekten de son yılların en kötü Alman milli takımını seyrettiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Oynadığı üç karşılaşmada da rakiplerine kendi oyunlarını kabul ettiremeyen ve geçmiş yıllardaki futbolunu arayan bir Almanya ile karşı karşıya kaldık. Ama öte yandan Alman milli takımının önümüzdeki turnuvaların en güçlü favorisi olduğu gerçeğini vurgulamalıyız çünkü yetenekli gençlerin oluşturduğu bir kadro genişliğine sahipler.

İtalya, Hollanda gibi dünya futboluna damga vurmuş takımların olmadığı bu dünya kupasında Fransa, Arjantin, İspanya, Brezilya gibi kupayı daha önce kazanan takımların da hayal kırıklığına yol açan başlangıçları dikkat çekiciydi. Göze hoş gelen Belçika, İngiltere, Hırvatistan’ı dışarıda bırakacak olursak genel anlamda ilk tur çok da yüreklerimizi hoplatmadı. Hatta zaman zaman uyutan, keşke hiç izlemeseydim dedirten performanslara da sahne oldu. Ama yine de arada hiç umulmadık işler olmadı değil.

Başta seyirci sayıları olmak üzere, bu turnuvada renkli tribünlerle karşı karşıya kaldık. Stadyumlardaki dev ekranlarda kendilerini gören seyircilerin yaşadıkları heyecan gerçekten ilgi çekici oluyor. Öte yandan İngiltere-Panama karşılaşmasındaki Panama’nın dünya kupaları tarihinde attıkları ilk gole sevinme anları ise herhalde şampiyonluk kadar kıymetli ve özeldi. Takımlarının yediği altı golden sonra atılan gole öylesine sevindiler ki, belki de futbolun en güzel tarafı bu olsa gerek diye bir kez daha düşündürdüler.

Şu ana kadar seyrettiğimiz futbolcuların büyük bir çoğunluğunun Avrupa liglerinde oynadığını düşündüğümüzde, aslında bir taraftan futbolda yaşanan küreselleşmenin sonuçlarını da yakından izlediğimiz turnuvalardan birisi ile karşı karşıya olduğumuz da söylenebilir. Geçmişin aksine bugün neredeyse bütün ekipler benzer antrenman teknikleri üzerinden maçlara hazırlanmaktalar. Burada belirleyici olan unsur ise hiç kuşkusuz yıldız futbolcuların varlığında gizli oluyor. Bu turnuvada futbolcuların hakemlerle daha fazla tartıştığını görüyoruz ancak yine burada ilk kez fair play karnesi daha yüksek olan bir takım(Japonya) aynı puan ve averaja sahip rakibinin(Senegal) önüne geçti.

Arada bir parantezi de maçları bize aktaran TRT spikerlerine açmamız icap ediyor. Çünkü yılların deneyimine rağmen her karşılaşmada kendilerinden hiç beklenmeyen hataları yapmaları dikkat çekiciydi. Açılış karşılaşmasında top toplayıcıların kız çocuklar olması üzerinden vurguda bulunulması daha başından büyük bir eksiyi beraberinde getirdi. Maçlar boyunca turnuvaya ve takımlara dönük ilginç bilgiler vermeye gayret ederlerken zaman zaman pozisyonlara ilişkin çıkarımları abartmaları da gereksizdi. Son bir husus ise özellikle son maçlardaki puan hesaplamalarını neredeyse hiç birisi doğru şekilde aktaramadı ve her defasında yanlış bilgiler vermek suretiyle izleyenleri şaşırttılar.

Yayıncı kuruluşun dışında maçlara ilişkin bilgi veren A Sporun Almanya’nın Güney Kore’ye yenilmesi sonrasında Almanya’dan bağlantı kurduğu muhabirinin kullandığı kelimelerin de son derece yakışıksız ve cinsiyetçiydi. Muhabir konuşmasında ‘her genç kızın başına gelenin Almanya’nın da başına geldiği’ yorumunda bulunmuştu. Bir futbol karşılaşmasında mağlup olmayı ve turnuvadan elenmeyi bekaret kaybı ile eşleştirmek ancak böyle mümkün olabilirdi ve söz konusu kişide aynen bunu yaparak tarihteki yerini almış oldu.

İkinci turda oynayacak olan takımlara baktığımızda beş tanesinin Amerika kıtasından bir tanesinin Uzak doğudan ve geri kalan on tanesinin ise Avrupa’dan olduğunu görmekteyiz. Üç karşılaşmada Amerika ile Avrupa ülkelerinin takımları karşı karşıya gelecekler; Fransa-Arjantin, Uruguay-Portekiz ve Kolombiya-İngiltere. Brezilya ile Meksika, Hırvatistan-Danimarka, İspanya-Rusya ve İsveç-İsviçre karşılaşmaları da aynı kıtanın takımlarının mücadelelerine sahne olacak. Arada Belçika ile Japonya karşılaşması da ilginç bir örnek teşkil edecek gibi gözüküyor. Belçika, Hırvatistan, İngiltere, Uruguay, Brezilya, Fransa, İspanya ve İsviçre’nin çeyrek finale yakın durduğunu söyleyebilirim. Arada Arjantin ve Portekiz sürprizleri de yaşanabilir.

Son bir notu da kendi ülkemiz için açalım, seyrettiğimiz karşılaşmalarda eğer bizim milli takımımız burada olsaydı iş yapardı düşüncesi uyandıysa, o halde futbolu yönetenlerin nerede yanlış yaptıkları hususunda kafa yormaları ve ülkemizi böylesi büyük organizasyonlardan uzak tutmamak için ellerinden geleni yapmaları gerekir. Keşke bu büyük futbol şöleni içerisinde yer alabilseydik ve bu heyecanın parçası olarak ülkemizi, taraftarlarımızı orada görebilseydik.