Gazi Paşamız Karşıyaka'mıza Hoş Geldiniz!..

Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi Reis-i Cumhuru Gazi Mustafa Kemal Paşa, Karşıyaka’yı ve Karşıyaka Spor Kulübü’nü 13 Ekim 1925 tarihinde ziyaret edecektir.

Bu tarih Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk cumhurbaşkanı olan Gazi Mustafa Kemal Paşa’mızın, Atatürk’ümüzün cumhurbaşkanı olduktan sonra yaptıkları ilk resmi spor kulübü ziyareti olacaktır...

O gün İzmir Türk Ocağı’nı ziyaret eder Gazi Paşa...

Türk Ocağı çıkışında dışarıda toplanmış bulunan halk tarafından kendilerine hararetle tezahüratta bulunulur...

Gazi Hazretleri yürüyerek Naim Palas Oteli önünde demirli bulunan İzmir Filosuna mensup “ganbot”a, askeri gemiye biner...

Karşıyaka İskele yakınında Kaf Sin Kaflı gençler Karşıyaka Spor Kulübü gençliği coşku içtenlikle dolu olarak “Yaşa” diye bağırırlar Paşalarına... Karşıyaka vapurunun sevinç dolu düdüğü de bu esnada duyulur, bahriye müfrezesi de resmi selamlarını vermektedir...

Karşıyaka Halkının mutluluğu, sevinci tasvir edilemez bir haldedir, Reis-i Cumhurun takip ettikleri caddenin iki yanı da hınca hınç halkla doludur. Büyük kurtarıcı kesintisiz bir şekilde alkışlanmaktadır. Karşıyakalı İzciler ise Gazi’nin arkasından milli marşlarla coşmaktadır halk ile birlikte. “Gazi Mustafa Kemal’in unutulmaz hizmeti” marşını yüksek sesle söylemektedirler.

Gazi Paşa Karşıyaka Belediye Başkanı Fikri (Altay) Bey ile birlikte Karşıyaka Belediyesi binasına gelir, bir süre burada istirahat eder, ikram edilen limonatayı içer. Karşıyaka Belediyesi üyelerinden Agâh Bey ile de hasbıhal ederler.

Karşıyaka Belediyesinden Zübeyde Hanım Annemizin kabrini ziyaret etmek sonrasında Karşıyaka Spor Kulübü’nü ziyaret etmek amacıyla ayrılır...

Gazi Mustafa Kemal Paşa, tam Cumhurbaşkanlığı arabasına binecekken binadan çıkar çıkmaz “Ulu Gazimiz” diye bir ses duyar... Kendisine seslenen bu sesin sahibi Ankara İlkokulu öğrencilerinden olan ve gazeteci-yazar Nevzat Ekrem Bey’in oğludur... Paşa birden arkasına döner ve “Ne o küçük, nutuk mu der.” ve elindeki nutku okumasını ister.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya ithafen şu güzel sözler duyulur:

“Yüce Gazi’miz, Karşıyaka’mıza hoş geldiniz. Bizler Gazi’mizi aramızda görmekle mes’ud ve bahtiyarız. Büyük Gazi Paşa’mız bundan dört sene evvel Karşıyaka’nın güzel sahilleri Yunan palikaryalarının kirli ayaklarıyla çiğnenirken onların (zito) diye çıkardıkları boğuk sesler biz mini minilerin ruhunda derin yaralar açıyordu. Mekteplerimizi kapamışlar, mukaddesatımızı çiğnemişler, hasretiyle yandığımız sevgili bayrağımızı parçalamışlardı. Ve o artık gözlerde değil kalplerde yaşıyordu. Yüksek dehanız hiçten harikalar yaratarak bize bu günleri gösterdi.

Düşmandan intikamımız alındı. Fakat Büyük Paşa’mız, henüz aramızda yaşayan düşmanlar daha duruyordu. Bunlar düşmandan da daha tehlikeli idi. Sayenizde onları da çiğneyerek batıl itikatlara isyan ettik.

Huzurunuzda duran yarının adamları olacak biz yavrular çizdiğiniz medeniyet ve irfan yollarında hayatımızın sonuna kadar yürümeye akdettik. Paşa var ol! Milletin gözbebeği Gazi’miz.”

Gazi Paşa ise kısa bir cevapla şöyle demiştir:

“Sizler bugünlerden daha mesud günler yaşayacaksınız. Siz bizim göremeyeceğimiz yüksek saadetlere nail olacaksınız. Teşekkür ederim.” (Anadolu, 14 Teşrin-i Evvel (Ekim) 1925.)

*

2009-2012 tarihleri arasında pek çok kez master tezi için kaynak bulmak amacıyla İstanbul’un kütüphanelerinin, arşivlerinin kapısını aşındırmıştım. İstanbul’a araştırma yapmak için geldiğim bu zamanlarda bana her zaman gönüllerini, evlerini açan annemin dayısının eşi değerli Sevim Erol yengemi ve kıymetli çocukları Erkan ve Hasan ağabeylerim ile Esin Ablamın isimlerini anmadan olmayacak.

Cumhuriyet’in “ilk heykel-i iktisadisi”, ilk ekonomik kurumlarından olan ve ilk milli-yerli şekeri üreten “Alpullu Şeker Fabrikası”nın tarihi üzerine yaptığım çalışmada 1930’ların sonuna ve 1940’ların başına ait bir mecmuadaki iki makaleyi arıyordum. 2010 Temmuz ayının sonlarıydı. Mecmuanın adı: “İktisat Mecmuası”ydı. Selim Cavid ve Aslan Tufan Yazman’a ait iki makale. Arşiv ve kütüphanelerde makalelerin olduğu ilgili sayılar dışında çoğu vardı. Bunları bulabilmek için ilk önce Üsküdar’da İslam Araştırmaları Merkezi’ne (İSAM) ve Taksim Atatürk Kitaplığı’na gidecektim. Erkan Erol Ağabeyim Üsküdar’da beni kız arkadaşı ile tanıştırdı ve kısa bir sohbetten, çalışmalardan bahsettikten sonra aramızda şu diyalog geçti:

“-Eskilerden bir dergi mecmua arıyorum, umarım bulurum.

-Adı ne?

-İktisadi Yürüyüş. Orada Selim Cavid ve Aslan Tufan Yazman’ın makaleleri var.

-Aslan Tufan Yazman mı?

-Evet, niye şaşırdınız ki?

-Şaşkınım, çünkü Aslan Tufan Yazman benim dedem.

-Ciddi misiniz?”

Hayat gerçekten bu şekilde güzel tesadüflerle dolu. Aslan Tufan Yazman’ın değerli torunu Dünya Hanım bana kendi arşivlerinden çıkartarak, “Sigorta Dünyası” dergisinin Şişli’deki yerinde, bu makaleleri verdi ve Aslan Tufan Yazman Bey’in yazmış olduğu Ord. Prof. Dr. Enver Ziya Karal ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın

övgüyle söz ettikleri “Atatürk’le Beraber” Devrimler, Olaylar, Anılar (1919-1939) adlı eserini de imzalayarak verme nezaketinde bulundu.

Tesadüfe bakın ki işte yukarda girişte bahsettiğim nutku okuyan çocuk da “Gazeteci ve yazar Aslan Tufan Yazman Bey’dir, anılarında bu olayı da uzun uzadıya, neşe ve coşkuyla anlatmaktadır. Bu nutuk dönemin İzmir gazetelerinde (Ahenk, Yeni Asır, Yeni Gün, Anadolu, Yanık Yurt’ta) yayınlanmıştır. Nutku ise Aslan Tufan Bey’in öğretmenleri Kadri ve Mustafa beyler okulun müdürü Hüseyin Bey’e danışarak hazırlamışlardır.

*

Bu vesile ile Atatürk’ümüzü, onun gençlerinden Ankara İlkokulu öğrencilerinden Aslan Tufan Yazman’ı bir defa daha anmış olalım...

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.