Güle Güle Büyük Usta!..

Popüler kültürün hızla buruşturup attığı şöhretimsilerin yanında Münir Özkul gibi hayatlarımızda tortular bırakmış ustaların, değerlerini daha iyi anlıyoruz. Onların aramızdan ayrılması sadece insani bir kayıp değil aynı zamanda içinden geçtiğimiz sürecin çok daha fazla ete kemiğe bürünmesidir. Ölüm haberi ile birlikte gözümüzün önünden adeta bir film şeridi gibi geçmekte olan unutulmaz oyunculuklar ve tabii ki unutulmaz replikler de, işte o tortuların sonucudur.

Defalarca izlemiş olsak bile her oynadığında bizi yeniden ekrana çekmeyi başaran, bu ustaların samimiyetlerini hepimize geçirebilme becerileriydi. Büyük Ustanın canlandırdığı Kel Mahmut’tan tutun da Turşucu Kazım Efendiye ve tabii ki Yaşar Usta’ya kadar oynadığı bütün rollerde o sıcaklık iliklerimize dek içimize işlemiştir. Aynı zamanda bu filmler, izleyenleri şimdi mevcut olmayan insani yanlarımızı göstermek, aradığımız/özlemini duyduğumuz güzellikleri yeniden bize yaşattıkları için de çok sevilirler.

Hayatın içinde olmak kadar onunla birlikte var olabilmenin nasıl mümkün olabildiğini de görebilmemizi sağlarlar. Görmenin, görülmenin ve tüketmenin yüceltildiği bir dönemde sesin, duruşun iliklerimize kadar işlemesinin mümkün olabildiğini kanıtlarlar. İyi oyunculuğun üzerinden yıllar geçse bile nasıl kalıcı olabildiğinin en güzel kanıtlarını sunarlar. Ama bütün bunların ötesinde varlıklarıyla olduğu gibi aramızdan ayrıldıkları anda bile bizlere hala dokunabileceğimiz, kendi kendimize kaldığımız anlarda bir tebessüm ettirebilecek anıları verirler.

Hayatların basit buna karşın çok matrak olduğu ve sevgilerin doya doya yaşandığı zamanların, filmlerinden söz ediyoruz. Bugün hasretini çektiğimiz ne kadar insani özlemimiz varsa büyük bir kısmını orada gördüğümüz için de bu filmlere her defasından yeniden bağlanıyoruz. Hatta pek çoğumuz açısından bazı replikleri kelimesi kelimesine bilmemize karşın bu durum hiç ama hiç değişmemektedir.

Onlar bizim hayatımızda hep öyle anılmaya devam edecekler: Kel Mahmut, Hafize Ana, İnek Şaban, Damat Ferit, Himmet ve onlarcasının sayesinde kuşaklar boyu Türk sineması üretmiş olduğu filmlerle, kitlelerin sevgilisi olmayı başarmıştır. Ayrıca bu filmler içinden geçilen dönemlerin birer yansıması olarak da tarihsel belliğimizin unutulmaz anılarını bünyelerinde barındırmayı becermişlerdir.

İşte bu yüzden büyük usta Münir Özkul’u kaybettiğimizi öğrendiğimiz anda onun filmlerini seyredenlerin aklına oynadığı karakterlere katmış olduğu unutulmaz oyunculuklar kadar hayatlarımızın bir yerine dokunmuş olması geldi. Çünkü söz konusu olan bu isimler ortaya koydukları ile bütün bir ülkeyi kendilerine hayran bırakabilmeyi başarabilmişlerdir. Bunun için de filmlerini izleyenlerin sevgisini, saygısını ve takdirlerini kazanmışlardır.

Onun ardından üzüntü duyanlar ve ardından çocukluk, gençlik anılarını yad edenler açısından üzücü olan büyük bir ustanın ölüp gitmesinin yanı sıra kendi anılarının bir parçasının da kaybolmuş olmasıdır. Toplumların hayatında kuşkusuz bütün işler önemlidir buna karşın çok az sayıda alan vardır ki, onlar tüm toplumsal hayata dokunabilirler ve büyük izler bırakabilmeyi başarabilirler. Sanatçılar bu açıdan çok özel bir yerin sahipleridirler, onlar içinde yaşanılan koşulların ötesinde bir pozisyona oturmayı başarabilir ve böylece yüreklere taht kurabilirler. Münir Özkul, işte o büyük sanatçılardan bir tanesiydi ve bütün oynadığı rollerde aslında bizi, bize anlatan bir usta olarak yüreklerimize dokundu. Nurlar içinde yatsın, Allah rahmet eylesin.