İYİLİK PEŞİNDEKİ DEV ADAM!..

Bir adam düşünün. 2 metre ve 175 kilo. Gördüğünüzde geri adım atmamanız mümkün değil. Hele benim gibi küçücük biriyseniz durum daha da vahim. İsim annesi Sezen Aksu'nun "Minik Kuş" dediği Erhan Gölbey'i İzmirliler Dev Adam olarak tanıdı. Basketbol hakemliği sırasında verilen bu isimle 15 yıl önce kurduğu Dev Ajans, sektörün önemli markaları arasında yer aldı. Ama Erhan Gölbey'i dev adam yapan özelliği fiziki görünümünden değil dev gibi kalbinden geliyor. O, İzmir'in vicdanı. Nerede biri yardım istese koşan, hasta çocuklar için çırpınan, kediler köpeklere kendini paralarcasına mama ve yuva bulan Gölbey, "Vicdanlı olmaya gayret ediyorum ve bu bana kuvvet veriyor" diyor. BKM'nin Ege Bölge Temsilcisi de olan Gölbey aynı zamanda ünlülerin sır küpü. Çok şey duyup konuşmamayı başaran ender bir isim. Son yıllarda yükselen Türk sinemasını İzmirlilerle buluşturan Gölbey'in kendisi de bu kez bir mafya babasının koruması rolüyle beyaz perdede boy gösterecek. Cem Yılmaz'ın başrolündeki İftarlık Gazoz filmine İzmir'den sponsor olan Kırçiçeği'ne örnek göstererek, "İzmir firmaları haydi siz de kolları sıvayın ve sanata destek verin" diyor.


* Sürekli bir iyilik peşindesin, hiç durmuyor sürekli koşuşturuyorsun? Rahat edemiyor musun? 

— Bu aileden geliyor. Maddi olarak değil belki ama manevi olarak sosyal çevre zenginiyim. En çok arkadaşı dostu olan insanlardan biriyim. 30 yıldır insan biriktiriyorum. Gül Sokak'ta büyüdüm. Liseden itibaren burada güzel insanları tanıdım. Kalbi güzel bu insanlarla birlikte olunca durmak mümkün değil. Yani ben değil biz hep ama hep koşturuyoruz.

* Gönüllü projelerde başı çekiyorsun. Tamam her iş sevgiyle yapılır da bu kadarı yormuyor mu? 

— İzmir’de doğdum, İzmir'i çok sevdim, İzmir'in gönüllüsü olmayı da çok sevdim. İyi olmaya gayret etmek, vicdanlı olmaya gayret etmek önemli birşey. Çünkü adımı kirletmediğim sürece ne kadar hata yapsam da benim etrafımda çok ciddi bir halka var ve düştüğümde elimi tutabilecek insanlar var. Bu çok değerli ve bana kuvvet veriyor. 200 sivil toplum liderini arayıp "Şunu yapalım" diyorum. Bunu servetle parayla yapamazsın, arkadaşlık dostluklu yaparsın bu çok önemli.

* Çevrende hiç mi kötü insan yok?

— Bu dünyada hepimizin yolu aynı, tercihte bulunmalıyız. İyiliği tercih etmek lüks değil. Onları davet etmek de bizim görevimiz. İyi olmak işin amacı. Çabalamak çok önemli.

* Ünlüleri deyim yerindeyse kulaklarından tutup getiriyorsun. Nasıl başladı bu serüven?

— Bu da uzun soluklu bir yolculuk aslında. 1989'da başladım. BKM benim için çok önemli. Necati Akpınar, Yılmaz Erdoğan ailem benim. Başöğretmenim Necati Akpınar oldu. İyi ki varlar.

* Nasıl oldu bu iş? 

Aslında temelinde arkadaşlık var. Havaalanından alıp onları otele getiriyorsunuz, bir zaman geçiriyoruz. İnsanlarla arkadaş oluyorsunuz. Biriyle tanıştığınızda o size bir başkasında refere ediyor. Mesela Sezen Aksu ile arkadaş olduysanız "Orada Erhan var" diyor. Ajda Pekkan söylüyor, Zülfü Livaneli söylüyor

TAM BİR SIR KÜPÜ

* Bu kadar ünlüyle birliktesin ama ben bile bir gazeteci olarak ağzından laf alamadım. Sır küpüsün? 

— Çok şey duyup konuşmamayı başardım. Onlar, özel hayatlarında olmamın sakıncası olmadığına alıştılar. Hem iş yapıp hem de o dönemlerde hayatı paylaşıyoruz.

* İyilik tamam, ünlüler tamam ama bir de şimdi beyaz perdeye sıçradın. 

— Bu da Yılmaz Erdoğan ile oldu. Organize İşler filmiyle küçük küçük görünmeye başladım. Ata Demirer, Niyazi Dörtnala ile sürdü. Şimdi de yeni filmimiz geliyor. Bir Baba Hindi'de mafya babasının korumasıyım. Sermiyat Midyat'a teşekkür ederim.

* Seviyorsun bu oyuncuk işini de, anlatırken gözlerin parlıyor? 

— Sette olmak o kadar güzel ki... Onların hayat hikayesini dinliyorsun, hayatının kahramanlarıyla birliktesin. Son çekimlerde 4 gün sürekli güldük, çok güzeldi. 2010 Dünya Güzeli bir kızımız var filmde. Onunla konuşuyoruz, o kadar havalıydım ki İzmir'e davet ettim. Elçilik yaptım.

* Galalar büyük ilgi görüyor, hep tıklım tıklım. Bunun nedeni ünlüleri görme heyecanı mı? 

— Her gala yine bir iyiliğe gidiyor. Ya çocuklar ya huzurevlerindeki büyüklerimize, her gala ihtiyaç sahiplerine gidiyor. Biz küçücük iyilik hareketlerini besliyoruz aslında. Hani diyorlar ya "Herkes şehrin önünü süpürse şehir tertemiz olur" diye, işte bu doğru birşey. İzmir'deki herkes, her işletme, her gönüllü, yerel yönetimler kendi gücü kadar küçük katkılar koysa. Bu kent iyilikler kenti olur o zaman. İzmiriler de bu galaların artık bir iyiliğe hizmet ettiğini bildikleri için bizleri yalnız bırakmıyor.

 

SURİYELİLER İÇİN MAMA KAMPANYASI

* Son iyilik? 

— İzmir Rum Ortodoks Cemaati Başkanı Teodora Hacudi ile Suriyeliler için bir mama kampanyası başlattık. Bebekler açlıktan ölüyordu, lojistik destek verdik. Ofise süt yağdı, mama yağdı. Biz sevinçten çıldırdık. Bu çok zevkli değil mi? Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluş Güçbirliği'nin kuruluşundan bu yana gönüllü halkla ilişkiler hizmetini veriyoruz, aynı zamanda Seferihisar İsmet Sungurbey Sokak Hayvanları Evine geçtiğimiz haftalarda yaptığı 2 bin kilogram mama yardımında bulunduk.

* İzmir'de ilk kez bir firma film sponsoru oldu, ne düşünüyorsun? 

— Bunu ilk Kır çiçeği yaptı, İzmir'de başka yapan da yok. Bütün İzmir filmin galası için oradaydı. Tüm salonlar doldu. 1600 insan geldi, şahane bir iş. Cem Yılmaz'ın gelmesi çok keyifli değil mi? Bunların sayısını artırmak çok zor değil. İzmir'in Kır çiçeği ailesine bir borcu var. Bizim biraz İzmir'i küçük küçük sarsmamız, her anlamda güncellememiz gerekiyor. Sevgiyle silkelememiz lazım İzmir'i.

NİHAN YARKENT

YENİ ASIR /SARMAŞIK