Karşıyaka Daktilosu!..

Güzel Karşıyakam nice şaire, yazara ilham olmuş...

Attila İlhan, Şükran Kurdakul, Salah Birsel, Necati Cumalı...

Kalem yazarken bile önünde sevgiyle gülümser, saygıyla eğilir...

Karşıyaka, tatlı anılarla örülmüş güzelim bir kutsal yer, kutsal topraklar bizim için...

Rüzgârı tatlı bir tebessüm, sarhoş edici bir hal veriyor insana...

Tahminen 1940-1950’lilerde yazılmış ama hiç duyulmamış, meçhul kısacık bir roman geçti elime...

Belki de meraklısı bilir bilemem tabii ki...

Kütüphanede tarama yaparken dikkatimi çekmişti...

İzmir Milli Kütüphane’nin tozlu raflarından çıkarıp K.S.K’li Futi lakaplı kütüphanenin kıymetli çalışanı Fuat Çalışkan ağabeyim bu “Aşk ve Macera Romanı”nı bana getirdi...

Bu kısacık eserin yazarı Türkmenoğlu Durmuş Ulvi Bey’di...

Yazar, 1944’te Alaeddin Kıral Basımevi tarafından Ankara’da basılan “Türk Genci ve Ordu” adını taşıyan bir eser de çıkarmıştı...

Türkmenoğlu Durmuş Ulvi Bey’in güzel Karşıyaka’nın adının içinde geçtiği eserinin adı: “Karşıyaka Daktilosu”...

Kitap “Türkan’a” ithafıyla verilmiş ama teferruatı meçhul...

Kitabın adında geçen “Daktilo” ise aslında burada sekreteri ifade ediyor...

Eskilerde düz sekretere “daktilo” denilmekteydi...

“Karşıyaka Daktilosu”nun ana karakteri on sekiz yaşlarında Emel isimli bir kız...

Diğer karakterler ise Karşıyakalı Emine Hanım ve kocası Fazıl Bey...

Ayrıca Vali Bey, Muallime de yan karakterler olarak yerlerini almış...

“Karşıyaka Daktilosu”nun konusu ise şöyle...

Kısaca yazmak gerekirse yaşamın zorluklarıyla tek başına mücadele etmek zorunda olan bir genç kız...

Bakmak zorunda olduğu kardeşleri...

Uzun zaman süren iş arayışları ve bu arayışlar sonucunda sekreter olarak işe başlaması ve başından geçen olaylar...

Çok etkileyici bir kurguya sahip olmasa da eserin adında kutsal bildiğimiz “Karşıyaka”nın yer aldığı bu on beş sayfalık kısa “roman”ı (aslında küçük bir öyküyü) geleceğe küçük bir not olarak bırakmak, tarihin tozlu sayfalarından gün yüzüne çıkarıp koymak istedim...

Karşıyaka adı kalplerde akıllarda, bilinçlerde sonsuza kadar yaşayacak...

*

Kitaptan bazı alıntılar:

“...Her gencin kalbinde yer tutan Emel, İzmir’de eşine rast gelinemeyen emsalsiz ve sihirli bir güzelliğe sahipti...”

*

“...Kara felaket günden güne acı ızdıraplar doğurmakta ve birçok ihtiyaçlar baş göstermekte idi. Hiçbir taraftan gelir membaı olmayan Emel’in ilk hatırına gelen şey Vali Bey’e bir istida ile müracaat ederek bir dairede daktilo olarak çalışmasını yalvararak dilenmekti....”

*

“...Genç kızın baba dostlarından Karşıyakalı Emine hanıma ihtiyar muallimin yazdığı tavsiye mektubunu zarfa koyarak Emel’e vermişti. Bir kış günü idi. Emel vapurla Karşıyaka’ya geçti ve elindeki adresi üzerine Emine Hanımın evini bulmuştu. Onu evvela büyük salona aldılar. Hizmetçi sordu:

-Kim diyelim efendim?

-İzmir’den gelmiş bir hanım deyiniz...”

*

“...Fazıl Bey’in genç daktiloya ilk yazdırdığı yazı ‘Aşk güneşi matemler içinde gurup ettikten sonra hıçkıran kalbimde en mazlum bir gece inliyor. Gönlümün içinde yangınları vardı ve gönlüm yangınlar içinde yanıyordu. Bir şark sultanı gibi mağrur İzmir’in güzellikleri ufukta bir kırmızı lale gibi solan güneşin nazarları karşısında beyaz bir kuş tüyü gibi narin ellerini öpsem.  Eğer ölüm olmasa seni buluşumdan dolayı ne derece sevindiğimi anlatmak için göğsümü yarıp da gönlümü ortaya atacağım’ diye yazdırmıştı...”

*

“...Tabancanın siyah ağzı tam kalbinin üstünde tevakkuf etti. Şimdi parmağının küçük bir hareketiyle bu çelik ağızdan çıkacak kurşunu gözleriyle görebileceğini zannediyordu. Gayriihtiyarî parmağı hareket etti. Silah büyük bir gürültü ile patladı...”

*

“...Ailesini ölüm yollarında sürükleyen kocası hakkında Karşıyaka zabıtası faaliyete geçmişti. Uzun araştırmalar neticesinde Fazıl Bey hala yoklara karışmış bulunuyordu...”