Lefter Küçükandonyadis Sezonu!..

Türkiye futbol federasyonunun her sezon başında ülke futbolunun sembol isimlerini oynanacak olan ligin ismi olarak verme geleneğini bu kez Lefter Küçükandonyadis sezonu ile sürüyor. Ülke futbolunun önde gelen ismi olmasına karşın 2018-2019 sezonuna isminin verilmesi üzerine özellikle sosyal medya üzerinden saçma sapan yorumların yapılması gerçekten tek kelimeyle ayıptır! Olan bir durumu kendileri perspektifinden bakmak suretiyle neden böyle olmuyor deme alışkanlığımızı bir türlü ortadan kaldıramıyoruz. Ayrıca bu vahim akıl yürütmeyi yaparken de var olan kişi/olay/durumu karalamak suretiyle kendimizi temize çektiğimizi zannediyoruz.

Oysa her seferinde biraz daha fazla çamura battığımızı ve yaptığımız davranış/yaklaşımlarla birlikte hem kendimizi hem de var olan durumu kötüleştirdiğimizi göremiyoruz. Bu sezona ismi verilen Lefter Küçükandonyadis, bu toprakların yetiştirdiği en büyük futbolculardan bir tanesidir. Kendisine verilen ordinaryüs lakabını sonuna kadar hak edecek bir futbol yaşamını sürdürmüş olup takımlar üstü diyebileceğimiz futbol değerlerinden bir tanesi olarak aramızdan ayrılmıştır.

İşte bütün bu olumlu kısımları görmenin yanı sıra değer ve vefa bilir olmak yerine kendi tercihlerinin neden seçilmediğine vurgu yapmak kadar abes bir durum söz konusu olamaz. Türkiye’de futbolun gelişmesine ve kalplerde tortu bırakmasına vesile olmuş yüzlerce isim bulunmaktadır ve her birisi çok ama çok kıymetlidir. Burada asıl dikkat edilmesi gereken husus isimler arasında tuhaf ve bir o kadar da anlamsız yarıştırmalar yapmaktan imtina edebilmektir. Çünkü aksi halde söz konusu isimler arasında hiç olmaması gereken bir yarışma halinin başlatılması kadar tuhaf bir durumla karşı karşıya kalmaktayız.

Burada biraz söz konusu olan isim Lefter olduğunda kendisinin ülke futbol tarihindeki ender isimlerden bir tanesi olduğu gerçeğini bilmeyenlere hatırlatmamız gerekecektir. Ülkemizin futbol tarihinde iz bırakmış çok sayıda isim halen hayattadır ve onların Lefter ile ilgili anılarının yer alacağı kısa bir film hazırlanmak suretiyle bu sezon için bir başlangıç yapılabilir. Bundan sonraki sezonlarda da benzer bir yol izlenmek suretiyle hem söz konusu ismi tanımayanlar veyahut hakkında yeterince bilgi sahibi olmayanların da bir şeyler öğrenmesine katkı yapılmış olabilir.

Lefter Küçükandonyadis 50 kez milli formayı giydiği için altın madalya almaya hak kazanan ilk futbolcumuzdur. 40 yaşına kadar futbol sahalarında ter döktüğünü 615 kez giydiği Fenerbahçe forması ile 423 gol attığını, milli forma ile attığı 21 golün tam 33 yıl boyunca aşılamadığını belirtebiliriz mesela. Bunun yanı sıra ülkemizi yurt dışında temsil eden ilk futbolculardan bir tanesi olmasını ve futbolu bıraktıktan sonra da futbolcu-teknik direktör olarak oyundan kopamadığını da hatırlatabiliriz.

Ama belki de biraz unutmak istediğimiz belki de hiç olmasaydı dediğimiz taraflarımız içerisinde de Lefter’in yer aldığı gerçeğini ortaya koymak durumundayız. 6-7 Eylül 1955 tarihinde yaşanan olaylar sırasında kendisinin Büyükada’daki evinin de yağmalanma girişimine uğraması ve yaşadığı kırgınlığı da bir tarafa not etmeliyiz. Bu topraklarda bir zamanlar Rum, Ermeni, Yahudi futbolcuların da top koşturduğu gerçeğinin en fazla ete kemiğe bürünmüş halidir Lefter Küçükandonyadis. 1948 yılında Atina’da Yunanistan ile Türkiye milli takımları arasında oynanan karşılaşmada 2 gol atmış ve galibiyeti getirmiş olan isimdir. Bu sonuç üzerine iki Yunan vatandaşının Akropol’den atlayarak intihar ettiğini de eklemeliyiz.

Fakat aynı ismin 50 kez milli forma ile elde etmiş olduğu başarıyı aşmak için bir başka futbolcumuzun milli yapılarak rekoru ele geçirmesinin sağlandığı gerçeğini de her nedense es geçeriz. Oysa bu toprakların havası, suyu ve insanları kadar bizdendir Lefter ve öyle olduğu için de çok ama çok sevilmiştir. Dört yıl boyunca askerlik görevini ifa etmiş ve ardından ülkesinin milli takımı için ter dökmeyi sürdürmüştür. Bugün onun adının verilmesi karşısında ucuz milliyetçi tepkiler verenlerin her şeyden önce biraz tarihe ve onun oynadığı karşılaşmalarda yaptıklarına bakmalarında fayda vardır.

Kendisi ülkemizin başka zamanlarında yaşamış olan ve farklılıkların henüz keskinleştirilmediği dönemlere şahitlik etmiş bulunan bir futbolcudur. Futbolu ve onun dolayımı ile yaşadıklarımızı futbolun içerisinden konuşulan futbol diline terk etmek yerine gündelik hayatın bize dayattığı sakilliğe kapılmak hiç ama hiçbir fayda getirmeyecektir. Hatta tam aksine futbolun yaratmış olduğu bir zamanların güzelliklerinin de unutulmasına yol açacaktır. Oysa hem futbolda hem de hayatın içerisinde bizi bir arada tutan hikayelere, insanlara olan ihtiyacımız bugün eskisinden çok daha fazladır. Lefter’in hikâyesi bu açıdan çok canlı ve bir o kadar da içinde yaşadığımız ülkenin sıcaklığını gösterebilecek kadar çekicidir.

İşte bu nedenle Türkiye futbol federasyonunun bu ülkede futbolun marka değeri laflarının altının doldurulabilmesi için yapabileceği en büyük işlerden bir tanesinin futbol değerlerimizin hayatlarının kayıt altına alınması gerçeği ile haşır neşir olmasıdır. Lefter ile birlikte futbol oynayan veyahut daha sonra kendisinin teknik direktörlüğü sırasında yolları kesişen isimlerin anılarının derlenmesi büyük bir adımdır. Örneğin Nevzat Güzelırmak ile konuştuğumuzda kendisi Lefter’in ülkemizin en büyük futbolcusu olduğunu belirtmişti. Benzer şekilde Kemal Canıvar da, Lefter gibi bir futbolcu ile karşılıklı olarak oynamanın ne kadar zor olduğuna vurgu yapmıştı. Oynadıkları bir karşılaşmada Lefter’in attığı bir frikik golünü hakemin atışı tekrarlatması üzerine yine aynı yere aynı şekilde gönderdiğini aktarmıştı.  Sözünü etmiş olduğum bu örnekler çoğaltılmalı ve ülke futbolunun eksik olan parçaları bu şekilde bir araya getirilmelidir.

Ver Leftere Yaz Deftere sloganını üreten ve oynadığı futbolcuların takdirle karşıladığı bir isim olabilmek kolay değildir. Her şeyin kolayca tüketildiği ve anlamını yitirdiği bir dönemde ismiyle kaim olan değerlerin önemi her geçen dakika biraz daha fazla artmaktadır. Bu açıdan Lefter Küçükandonyadis gibi bir ismin Türkiye futbol federasyonu tarafından bir sezona adının verilmesi çok ama çok kıymetli bir adımdır. Umarım bu sezon ordinaryüsün adına, kişiliğine uygun bir biçimde geçer ve ülkemiz futbolu adına hayırlara vesile olur.