Maçlar 12 Haziran'da Başlıyor mu?

Sadece paraya odaklı bir futbolun tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bizi getirdiği noktanın her ne olursa olsun "show must go on" (şov devam etmeli) anlayışı olması hem bunca yıllık geleneğin ayaklar altına alınması anlamına gelmektedir hem de insan sağlığının paraya tercih edilmesinin kabulü demektir.

Futbolun bu ülkede en az futbol olduğunu daha önce de belirtmiştim. Son dönemde yaşadıklarımız ise bu durumun daha da net bir biçimde gözümüzün içerisine sokulmasından başka bir şey değildir. Adı üstünde olağanüstü bir dönem yaşıyoruz ve bu yaşananlardan sadece dünyanın belirli ülkeleri değil hepimiz etkileniyoruz. Hatta yaşananlar sonrasında üretilen kavramlar söz konusu, "yeni normal" kavramında olduğu gibi. İşte bu noktada ülkede milyonlarca insan belirsizlik içerisinde ne olacağını beklerken, tek sorunumuz Süper Lig'in şampiyonunun belirlenmesi gibi bir algının yaratılması tek kelime ile aymazlıktır. Futbol federasyonu başkanının şimdilik ibaresi ile kamuoyu ile paylaştığı kararın asıl anlamı yayıncı kuruluşun para ödemeyecek olması gerçeğidir. Hatta Sağlık Bakanı ile salı günü gerçekleştirilen ve çarşamba günü topun Futbol Federasyonu'na atılması durumunda bile aslında durum belliydi. Zaten ekranlarda Futbol Federasyonu Başkanı'nın açıklamaları öncesinde futbolun duayenleri olarak nitelendirilen buna karşın futbola yarardan çok zarar verenlerin açıklamaları her şeyi net bir biçimde ortaya koyuyordu bile. Sadece alt liglerin başlamayacağını ileri sürüyorlardı, orada yanıldılar! Eh bu kadar kusur kadı kızında da olur diyerek haklarını teslim edelim.

Gelelim asıl konuya... Yaklaşık iki aydır berberi, kuaförü, lokantası, kahvehanesi, gazete bayi, velhasıl kelam insanların birbirleri ile doğrudan temasının yoğun olarak yaşandığı binlerce iş yeri kapalı ve bu insanlar geleceğe ilişkin kaygıları iliklerine dek yaşıyorlar. Sanki memleketimizin tek sorunu Süper Lig'in şampiyonunun kim olacağıymış gibi bir düşüncede olanlar açısından ise her şey güllük gülistanlık olarak sürüyor. Futbol içinde yapıldığı toplumun aynasıdır ve o kusurlu aynada insanlar kendilerini görürler. Aslında bu kez de hem bizim aynamızın hem de futbolumuzun ne kadar kusurlu olduğu gerçeğini bir kez daha idrak etmiş olduk. Keşke Futbol Federasyonu yayıncı kuruluşun ağzına bakmak yerine gerçekten ülke futboluna ilişkin kafa yorabilse ve konunun bütün taraflarını dikkate alacak bir uygulamayı hayata geçirebilseydi. Açıklamalarla ilgili olarak çok derinlemesine analiz yapmaya falan gerek yok. Sadece şunu söylemek yeterli olacak gibi gözüküyor: basın toplantısını online olarak yapan ve soruları bu şekilde uzaktan alan federasyon başkanı, temasın kaçınılmaz olduğu futbola ilişkin aslında temennilerden öteye gitmeyen laflar ederek, toplantıyı bitirdi.

Gelen sorular içerisinde yer alan eğer futbolcuların dışında kalan teknik ekipten, masörden, şoförden birisinde pozitif vakaya rastlanırsa sorusuna verilen inşallah rastlanmaz yanıtı, zaten durumun nasıl görüldüğünü de ortaya koyuyor. Futbol Federasyonu'nun otuz küsur sayfalık hazırladığı futbola dönüş protokolünün ve farklı on senaryonun aslında ne anlama geldiğini tam anlamıyla bize özgü olarak yanı yaşayarak öğreneceğimiz gerçeğinin ilanıdır bu toplantı ve açıklamalar. Üstelik sağlık bakanı yapmış olduğu açıklamada yetkinin Futbol Federasyonu'na ait olduğunu dile getirmiş ve sorumluluk kendilerinindir diyerek topu kendilerine atmıştır. Yani bundan sonra yaşanacak olan tüm gelişmelerin sorumluluğu pardon sorumsuzluğu futbol federasyonuna kesilecektir.

Futbolseverlerin bazılarının bu içinden geçmekte olduğumuz süreç içerisinde bile halen takım gözlüklerini terk etmeyerek kendi takımları üzerinden ahkam kesmeye devam etmeleri ise tüm bu yapılmak istenilenlere gayet güzel kılıf hazırlanmasına yardımcı olmaktan başka bir şey değildir. Futbol, insana dairdir ve insan içindir. İşte bu yüzden de futbolu, hayatın kendisinin önüne geçirmeye çalışmak, söz konusu yapının tabiatına aykırı bir durumun oluşmasına yol açmak demektir. Sadece paraya odaklı bir futbolun tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bizi getirdiği noktanın her ne olursa olsun "show must go on" (şov devam etmeli) anlayışı olması hem bunca yıllık geleneğin ayaklar altına alınması anlamına gelmektedir hem de insan sağlığının paraya tercih edilmesinin kabulü demektir. Sahi 12 Haziran tarihinde liglerin başlaması ile sorunlarımız çözülecek mi sizce de? Yoksa metalaştırdığımız futbolun hepimizi getirdiği noktada yaşayabileceklerimiz acaba ders mi olacak? Ne dersiniz?