Nice Yıllara “Kaf Sin Kaf’ım” Nice Yıllara!..

Geçmişini bilmeyen toplumların geleceği olamaz, olsa da belli bir zaman sonra haritalardan silinir,  yok olur tarihin tozlu sayfalarında yerini alır demiş büyüklerimiz…

Kasım ayı sonbahardır…

Yağmur, en çok bu ayda ok gibi yağar insanın yüreğine yüreğine…

Köşe bucak kaçanı değil, gönülden seveni, gönülden savaşanı sever Kasım…

Ertelenmiş ümitler kıpırdar, yorgunluklar unutulur, gizli kalmış umutlar yola çıkar Kasım’da…

Kasım, yiğitlerin harman olduğu, saklı duyguların yaşandığı, yeşil ve kırmızı renklerin bir birine delicesine sevdalandığı aydır… 

Geçmişin Teşrin-i Sani’si, yeninin Kasım’ı Karşıyaka sevdalılarının en çok sevdiği, en çok heyecan duyduğu, en gururlandığı ayın adıdır… 

Çünkü yüz beş yıl boyunca birçok badire atlatarak, her türlü zorluğa rağmen onuruyla günümüze kadar gelme başarısını gösteren Kaf Sin Kaf’ı bizlere armağan etmiştir Kasım…

 Bir avuç Karşıyaka sevdalısı, 1905’de Alaybey’deki bir evde günlerce gizli gizli buluştular,  bıkmadan usanmadan heyecanla, hararetle tartıştılar ama düşlerindekini yaşama geçiremediler… 

Düşleri gerçekleşmedi ama kıvılcım çakılmıştı bir kere bu işin geri dönüşü yoktu…

 

Kaf Sin Kaf Kuruluyor!..

Takvimin yaprakları 1 Teşrin-i  Sani 1328… Yani Kasım 1912’yi gösteriyordu…

Anadolu’muzun yangın yeri gibi olduğu yıllardı…

Bir tarafta Balkan Savaşı… Öbür tarafta azınlıkların baskısı altında bitmiş tükenmiş bir İzmir…

Karşıyakalılar ise…  

Kentine,  vatanına, toprağına, bayrağına, özgürlüğüne delicesine sevdalanmış direniyorlardı… 

O kahpe ve şerefsiz dönemde, Kadızade Zühtü Bey ve arkadaşları çocuk denilebilecek bir yaşta Omiros’un arsasında toplandılar, maç yapacaklardı…

Bir yağmur, bir yağmur ki maç yapamadan koşarak zeytin ağacının altına sığındılar…

İşte o zeytin ağacının altında, işte o yağmurlu bir Karşıyaka gününde… Bundan tam 105 yıl önce o yiğitler, o yiğit Karşıyakalı gençler “Kaf Sin Kaf’ın” meşalesini ateşlediler!

1905’de Alaybey’deki evde çakılan kıvılcım artık tutuşmuştu…

O gün Cordeliodan, Karşıyaka’ya, Karşıyaka’dan, Kaf Sin Kaf’a kadar uzanan bir destan yazdılar…

Adeta kötülüğün, kahpeliğin, namussuzluğun, şerefsizliğin iktidarını yerle bir ettiler…

Ya ya ya… Şa şa şa… Demediler… İlle de Kaf Sin Kaf… Her zaman Kaf Sin Kaf dediler… Osmanlı alfabesine dayanarak günümüzde bile her zaman, her yerde geçerli olan bu haykırış başka hiçbir takımın tezahüratına benzemez,  ancak ayrıcalığı sadece bu özel tezahüratta değil, bir destanın, ulusal direnişin, özgürlüğün çığlığıdır Kaf Sin Kaf… 

1 Kasım 1912, destansı bir kuruluş öyküsü olan, Kaf Sin Kaf’ımızın doğum günüdür…

İyi ki doğmuşsun büyük Kaf Sin Kaf’ım…

Bugün bütün Karşıyakalılar biz de seninle birlikte doğduk… 

Bugün bizim de bayramımız…

Ülkemizin tek lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün armağanı ay ve yıldızımız göğsümüzün üzerinde yüreğimizin sesini dinleyerek parıldıyor…

Türkiye’nin en büyük kulübü belki tarihinin en zorlu günlerini geçiriyor, önemli değil, umudumuz asla tükenmedi, hiçbir zaman umutsuzluğun esiri olmadık biz Zümrüd-ü Anka kuşu gibi küllerinden doğmasını biliriz, o yürek, o sevda, o, inanç bizde her zaman var…   

 

Karşıyakalılar Haykırın “Biz Karşıyakalıyız”

Büyük Karşıyakalılar!  Bizlere yılgınlık yakışmaz…

Kalkın ayağa… Haydi, hemen kalkın.

Haykırın… 

Haykırın ki dağ taş inlesin…

Biz Karşıyakalıyız…

Biz Kaf Sin Kaf’lıyız…

Biz Yeşil-Kırmızıya sevdalıyız…

Karşıyakalı olmak ayrıcalıktır diyoruz.

1 Kasım tarihin derinliklerinde iz bırakmış en büyük sevdamızın doğum günü, biz Karşıyakalılar şartlar ne olursa olsun bu onuru 105 yıldır gururla yaşıyoruz…

 En büyük Karşıyakalı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurucu Başkanımız Zühtü Bey ve silah arkadaşları da gökyüzünden bizlere selam gönderip, bu en özel günümüzü yürekten kutluyor…

Ne mutlu bize Karşıyakalıyız…

Ne mutlu bize Kaf Sin Kaflıyız…

Nice yüzyıllara ülkemizin en büyük kulübü Kaf Sin Kaf’ımız…

Nice yüzyıllara.

 

Karşıyakalılar! Anam Sizin Bağrınızda Yatıyor!..  

“İzmir’in Karşıyakalıları, sizleri en derin sevgilerimle selamlarım… Ben karşı yaka beri yaka bilmem. Ben bütün İzmir’in tamamını tanırım. Ben İzmir’in tamamını severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. Yalnız bir rastlantı beni Karşıyaka’ya daha fazla bağlamıştır. Karşıyakalılar! Anam sizin bağrınızda, sizin topraklarınızda yatıyor… Karşıyakalılar, İzmir’i gördüğün gün öncelikle Karşıyaka’yı ve orada sizin topraklarınızda yatan anamın mezarını gördüm.