Sarıkamış Kan Akıyor!..

"Bir insan, Allahuekber dağlarında eksi bilmem kaç derece soğukta, doksan bin askerin donarak ölümüne tanık olursa, resmen donarak, donup böyle karların arasında kaskatı kalmış bedenlerini görürse, tifüs salgınını tecrübe ederse, kuşlara, böceklere başka bir insanın yüzüne bakabilir mi? "diyor Yaşar Kemal “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanında…

90 bin şehit. Kıyım gibi. Tarihimizle ilgili her acı olayda beni düşündüren, sayısı bir dahi olsaydı aynı duyguyu yaşayacağımdır.
Planlanmamış, başarısız olmuş, yürekleri buz kestirmiş bir hüzündür Sarıkamış...

Geçen sene Şehitleri Anma Yürüyüşünde oradaydım. Sarıkamış küçücük bir kasaba, yüzüne bakılsa bir kar cenneti olabilecekken ihmal edilmiş saç çatılı, buz tutmuş sokaklı, çam kokulu kavruk gülen yüzlerin olduğu bir kasaba...

Yürüyüş öylesine görkemli idi ki on kilometreyi nasıl yürüdük o soğukta hala şaşıyorum. Güzellikleri nefesim kesilerek seyrettim Tam anlamıyla nefesim kesildi yükseklerde bir süre oksijensiz kaldım. Nefes alamadım. Panik halde adım dahi atamadım bir yarım saat…
Gece - 36 derecede yürüyüp evimize döndüğümüzde bacaklarım soğuktan kar yanığı olmuştu. Oysa kendimizce tedbirler alıp kat kat da giyinmiştik de Tildem'le.

Biz unutkan bir ulusuz… Unutuyoruz olup bitenleri… Unutuyoruz ve oğulları kızları ölen ana babaları, kanlı gözyaşlarıyla baş başa bırakıp gidiyoruz… Unutmamak için.