Şerefi için Bakanlıktan İstifa Eden Karşıyakalı!

Yaşar Kemal, Demirciler Çarşısı’nda şöyle der:

“O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.” Öyle bir demden geçiyoruz ki; yalan ve talan, kayırma ve rüşvet, döneklik ve yalakalık, cehalet ve yozluk, dünyanın en güzel ülkesinin yakasına yapışmış durumda, utanmazlık alkışlanmakta, riya baş tacı edilmekte.

Bu topraklarda unutturulmaya çalışılan, temelini yüzlerce yıl önce göç ettiğimiz topraklardan getirdiğimiz, çağlar içinde komşuluk yaptığımız kültürlerle harmanladığımız insanlığa ait değerlerimiz, birikimlerimiz ve coğrafi zenginliğimizdir.

Erdemin ne demek olduğunu bizlere hayatıyla anlatan, “bir Karşıyakalıdan, bir Bakandan, bir devlet adamından” söz edeceğim bu yazıda. O, Karşıyaka’nın ve Kaf Sin Kaf’ın büyük tarihine damgasını vuran, mangal gibi yüreğiyle onuru için Milli Savunma Bakanlığı’ndan istifa eden bir kahraman… O, tüm yurtseverlerin kalbinde ölümsüzlüğü yaşayan bir adam. Münir Birsel…

KSK’nin Kurucusu ve Kurucu Başkanı Kadızade Zühtü Işıl ve İsmet İnönü’nün yakın arkadaşı olan Münir Bey, 1897’de İzmir’de doğdu… Özel Dar-ül Edep İlk Okulu’nu, İzmir Rüştiyesini ve İstanbul Hukuk Fakültesini birincilikle bitirdi… Bir süre İstanbul Vakıflar İdaresi’nde avukatlık yaptı… İzmir’in kurtuluşundan sonra İzmir’e geri dönerek kendi avukatlık bürosunu açtı ve Yümniye Hanımla yaşamını birleştirdi…

Münir Bey KSK’ye Başkan Oluyor

18.01.1931’deki KSK genel kurulunda Fikri Altay’ın başkanlığındaki yönetimde ikinci başkan olarak çalıştı…02.10.1931’de ise Fikri Bey’den bayrağı devralarak Kaf Sin Kaf’a başkan oldu... Yönetiminde Rıfat Kadızade, Muhlis Ovalı, Suat Yurtkoru, Muammer Bey, Murat Bey ve Kasım Bey görev yaptı. Karşıyaka Spor Kulübü tarihinde ilk kez bir kütüphane ve müze onun zamanında kuruldu… 02 Temmuz 1933’de son kez KSK başkanı olan Münir Birsel, daha sonra bu kutsal görevi Suat Yurtkoru’ya bıraktı…

1934 yılından 1940’a kadar üç kez İzmir Baro Başkanlığı’na seçilen Münir Bey, İzmir Barosu Mecmuasını çıkartarak yazı işleri müdürlüğünü yaptı…

Sporun yanı sıra siyaset sahnesinde önemli görevler üstlenen Münir Birsel, İzmir Belediye Meclis Üyeliği, İzmir İl Genel Meclisi Üyeliği ve CHP’nin İzmir İl Başkanlığında bulundu…

Münir Birsel, 1943 ve 1946’da yapılan genel seçimlerde CHP İzmir Milletvekili olarak TBMM’ye girdi… Milletvekili seçilir seçilmez avukatlığa veda edip barodan kaydını sildirdi. Recep Peker ve Hasan Saka, Başbakanlığındaki Hükümetlerin Milli Savunma Bakanı’ydı artık… 

Milli Savunma Bakanlığı döneminde, okul arkadaşı ve Ticaret Bakanı Atıf İnan’ın adının hububat ve buğday yolsuzluğuna karıştığı iddia edilir… Atıf İnan hakkında Yüce Divana gönderilmek üzere meclis soruşturması açılmasına karar verilir... Arkadaşının Yüce Divana gidecek olmasına üzülürken, bu yolsuzluk dosyasında adının geçtiğini görünce dünyası kararır Münir Birsel’in…

Münir Birsel Bakanlıktan İstifa Ediyor

Çok üzgündür Münir Bey, kırgın bir şekilde katıldığı TBMM’nin ilk oturumunda söz alır:

“Suçu sabit olmadıkça her vatandaş haysiyet ve şeref sahibidir… Milletvekili olduktan sonra iş hayatımı sonlandırdım hatta Barodan istifa ettim… Mesaimi sadece meclise vermiş bulunuyorum… Ofisimde yapıldığı iddia edilen hiçbir işten bilgim yoktur… Bu memleket ancak ve ancak şerefli insanların elleri üzerinde yükselir… Hakkımdaki iddiaların açığa kavuşması için Milli Savunma Bakanlığından istifa ediyorum…” diyerek alkışlar arasında kürsüden iner… Bütün ısrarlara rağmen geri adım atmaz Münir Bey, 5 Haziran 1948’de Milli Savunma Bakanlığı’ndan istifa eder…

Didik didik yapılan bütün araştırmalar sonucunda kendisinin ve Atıf İnan’ın yolsuzlukla uzaktan yakından ilgisi olmadığı tespit edilir…

Münir Bey aklanmanın onurunu yaşarken 1949’da Şemsettin Günaltay’ın Başbakanlığı döneminde “İşletmeler Bakanlığı’na” getirilir...

Siyasi yaşamını 1950’de sonlandıran Münir Birsel, tekrar Karşıyaka’ya döner... 

Yeğenleriyle bir araya gelerek avukatlığa ve hukuk müşavirliği işine bıraktığı yerden devam eder.  Mal varlığının önemli bir bölümünü Tübitak ve Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfına bağışlar Münir Birsel…

Dürüstlüğün, mertliğin, dersini veren bu büyük Karşıyakalı 24 Şubat 1990’da gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı… O şimdi, ülkemizdeki yaşanılan rezillikleri izlerken, Soğukkuyu mezarlığında sevgili eşinin yanında huzur içerisinde yatıyor…

Anısı, bugünkü onursuzlar için ibret almaları gereken bir ders, yurtsever Kaf Sin Kaf’lıların duruşunda ise unutulmaz bir miras olarak yaşıyor.

Yümniye Birsel

Zaferin Bayrağını Dikti!..

Karşıyaka, kadınlarıyla da yurtseverliğin kalesidir.

İzmir’in işgal yıllarıydı. O acılı günlerde yaşananlar yürekleri dağlıyor, Nazım’ın dediğince bir memleket nasıl ve ne zaman geleceği bilinmeyen güzel günleri özlüyordu.

Yunan Kralı Konstantin için, Karşıyaka’nın en güzel köşklerinden birine el konulmuştu. Kibir ve azamet şımarıklığı içindeki kral, önüne serilen Türk Bayrağını çiğneyerek köşke girerken, insanlığın yüzü bir kere daha utançla kızaracaktı.

O kara günler, adına Kurtuluş Savaşı Destanı denen direnişle ve Mustafa Kemal Paşanın İzmir’e adım atmasıyla sona erecek, kurtuluşun ilk gecesinde büyük konuğunu ağırlayan Karşıyaka, unutulmaz bir onur yaşayacaktı.

O günlerin birinde, Karşıyaka’nın en güzel kızlarından biri, annesiyle birlikte Frenk Mahallesine gidip, mağazaları dolaşmaya başladı. Yorganlık kumaş arıyorlar, ama hiçbirini beğenmiyorlardı. Son girdikleri dükkânın Musevi manifaturacısı, son derece uyanık ve kurnaz bir adamdı. Hayır, o kız yorganlık kumaş değil, bayrak yapmak için kırmızı kumaş arıyordu. O ağır günlerde, değil Türk Bayrağı yapıp asmak, kırmızı kumaş satmak bile son derece tehlikeliydi. Musevi manifaturacı, gizli bir dolaptan kırmızı kumaşı çıkardı, ölçüp biçip kıza verdi.

Sevinçle evine giden kız, o kırmızı kumaştan dev bir “Türk Bayrağı” dikti. Sonra ayakları yere değmeden sokakları geçip, o bayrağı Karşıyaka Vapur İskelesinin karşısında bugün Öğretmen Evi olarak kullanılan binanın cephesine astı.

Bu büyük vatansever Karşıyaka Kızı, Münir Beyle bir kır gezisinde tanışıp, destansı bir aşkı harika bir hayata dönüştürecek olan Yümniye Birsel’den başkası değildi…