Zühtü Ağabey KSK'yi İkinci Kez Kurdu!..

Aslan Tufan Yazman...

Gazeteci ve yazar...

1913 Turgutlu doğumlu olan Aslan Tufan Bey, Karşıyaka Ankara İlkokulunda okudu ve ortaokuldan sonra İzmir Erkek Lisesini 1933’te bitirdi. İstanbul Hukuk Fakültesi’nden ise 1938 tarihinde mezun oldu...

Gazetecilik mesleğine ise 1928 tarihinde Yeni Asır gazetesinde başlamıştı, 1934’te ise Cumhuriyet gazetesine geçti...

Ayrıca Tan, Son Telgraf, Bugün, Yeni İstanbul, Tasvir, Dünya, Ulus, Zafer Yeni İstanbul ve Ekspres gazetelerinde de hizmet verdi ve birçok yazı dizileri yayınladı...

1939 yılında 33 yıl yayımlamaya devam edeceği İktisadi Yürüyüş dergisini çıkarmaya başladı...

1946-1958 arasında 11 ciltlik İktisat ve Ticaret Ansiklopedisi’ni yayımladı...

Ayrıca Sigorta Dünyası dergisinin de başyazarlığını yaptı...

İstanbul’da Hayriye, Pertevniyal ve Vefa Liselerinde öğretmenlik yaptı...

Yayınlanmış kitapları ise şunlardı: İstiklal Harbinde Türk Süvarileri, Dumlupınar’dan İzmir’e Esen Kasırga, Hedefiniz Akdeniz, Albay Akalan, İşgal Altındaki Almanya, Ole İspanya, İsviçre Cenneti, Bonjur Fransa, Polonez, Londra-Roma-Prag...

Ve...

Ord. Prof. Dr. Enver Ziya Karal ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın övgüyle söz ettikleri “Atatürk’le Beraber” Devrimler, Olaylar, Anılar (1919-1939) adlı eseri...

Aslan Tufan Yazman’ın bu eserini bana 30 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Şişli’de bir araştırma vesilesi ile tanıştığım Aslan Tufan Yazman’ın torunu Sayın Dünya Yazman Hanımefendi imzalayarak hediye etmişti...

Bu çok güzel bir hatıra olarak kalacak benim için....

*

Aslan Tufan Yazman “Atatürk’le Beraber” eserinde Karşıyaka Sebatspor Kulübü hakkında bazı ipuçları vermektedir...

7 Haziran 2016’da kaleme aldığım “Karşıyaka Türkspor Kulübü” adlı yazımda bu kulübün hikâyesini yazmıştım ve Karşıyaka Sebatspor Kulübü ile Anadoluspor’un birleşmeleri neticesinde ortaya çıktığından söz etmiştim...

İşte güzel bir bağlantı daha...

Eserde Aslan Tufan Yazman’ın Karşıyaka Sebatspor Kulübü’nün “Umumi Kâtibi” yani yazmanı olduğunu öğreniyoruz... (Kuruluşlarda haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli, katip, sekreter.)

Daha 17 yaşındadır ve öğrenci oyları ile seçilmiştir umumi kâtipliğe...

*

1930 yılında 9 Eylül İzmir’in kurtuluş gününe birkaç gün kala Karşıyaka Sebat Kulübü’nün başkanı yönetim kurulunu toplamıştır...

İzmir’in Emperyalizm’in kuklası Yunanlılardan kurtuluşu günü bayramı olan ‘9 Eylül’ gecesinde İzmir’de fener alayı düzenlenecektir ama İzmir’e her zaman geçilemediği için Karşıyaka’da fener alayı düzenlemeye karar verilir...

Fener alayını düzenleme görevi ise Aslan Tufan Bey’e verilmiştir ve bunu başarı ile de yapmıştır...

Kulüp farkı gözetmeden tüm Karşıyakalı gençler fener alayına katılmışlardır...

Yazman, “Karşıyakalılar o fener alayının tadını hiç unutamadılar. Saatlerce sokaklarda dolaşmış, ulusal marşlar söylemiş, coşmuş, coşmuş, coşmuştuk.” diyerek anlatmaktadır...

*

Aslan Tufan Yazman hatıralarında ayrıca konumuzla da ilgili önemli bilgiler vermektedir:

“O tarihlerde Karşıyaka’da iki spor kulübü vardı: Biri KSK, öbürü adı sonradan Türkspor’a çevrilen Sebat. Öğrenciler yoğunlukla bu ikinci kulübü tutuyorduk. Başkanımız Arif Erzeybek’ti. Sonradan iki kulübün genel kurulları bir arada toplanarak birleşme kararı vermiştik. Birleşmeyi kutlama söylevi bana düşmüş, KSK adına da Hizmet Gazetesi sahibi ve başyazar Zeynel Besim Sun konuşmuştu”.

Yazman’ın Karşıyaka Spor Kulübü’nün Karşıyaka Sebatspor Kulübü ile birleşme kararı verdiği konusu ile ilgili sözleri gazetelere yansıyan bilgilerle karşılaştırıldığında doğru görünmektedir ama eldeki verilere göre birleşmenin gerçekleştirilmediği ortadadır...

Ayrıca Sebatspor ile birleşen takım Anadoluspor olacaktır...

Bunun bir örneğini 3 Temmuz 2016 tarihli “KSK-Karşıyaka Türkspor Birleşiyor” yazımda da görebiliriz...

Ayrıca KSK ve Karşıyaka Sebat arasında da bazı zamanlarda gazeteler yansıyan sorunlar da yaşanmıştır hatta bu kulüp binasının basılmasına kadar götürülen adli olaylar yaşanmıştır...

Bu arada Berber-Serçe Hocaların yazmış olduğu “Karşıyaka Tarihi” adlı önemli bilgi ve belgelerin paylaşıldığı eserde Sebat’a ait bir Osmanlıca dokümandan yola çıkılarak (“Kaf Sin Kaf” kullanımının değil ama) “Ke Se Ke” ifadesinin “Karşıyaka Sebat İdman Kulübü” takımına ait olduğu yazılmıştır. Sebat bir diğer dokümanda da “KSİK” olarak kısaltılmıştır. “Sebat” eski yazıda okunuşu “se” (ث) olan harfle yazılmaktadır. Karşıyaka Spor Kulübü’nün yazımında ise okunuşu “sin” (س) olan harf kullanılmaktadır. “Ke Se Ke” kısaltması günümüzde yaygın bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir.

Atatürk’ümüzün KSK’mizin Şeref Defterine yazdığı sözler de güzel bir örnektir...

“Karşıyaka Spor Kulübü’nde karşı karşıya bulunduğum gençlik iftihara çok şayandır. Bu gençlik muvacehesinde (karşısında) istikbalin kuvveti, saadeti ne bariz görülmektedir.” (13 Ekim 1925)

"Bu defaki ziyaretimde geçen aylarda mu’arref (bildik) mesa’i (çaba) ve himmetin (gayretin) kıymetli asârını (eserlerini) gördüm. Teşekkür ve tebrik ederim." (24 Haziran 1926)

*

22 Nisan 2015 tarihinde Karşıyaka Nikâh Sarayında “Zühtü Işıl Anma-Söyleşisi” gerçekleştirildi. Konuşmacılar ise Tahir Türetken, Lemi Yerli, Ahmet Diker ve Sancar Maruflu’ydu...

Bu güzel anma-söyleşi etkinliğinde Tahir Türetken Amcamızın yaptığı bir konuşmada 1931’de KSK-Sebatspor arasında bir birleşmenin gerçekleşmediğini anlıyoruz... Ancak olay burada çok farklı bir şekilde anlatılıyor ve Tahir Amcamız 1912’den sonra “İkinci bir Kuruluş” olarak veriyor...

O günleri yaşayan önemli tanıklardan biri olan Tahir Türetken Amcamıza göre KSK-Sebat arasındaki mücadele şu şekilde olmuştur:

“...Şimdi ben ayrıca çok önemli bir şeyi anlatmak istiyorum. Biliyorsunuz şimdiye kadar arkadaşlarımız Zühtü Ağabeyimizin kuruculuğundan, Kaf Sin Kaf’lılığından ve hatta hatta Yeşil Kırmızı’nın en koyu taraftarı olarak da hayatta yaşadığı zamanları anlattılar. Ben Zühtü Ağabey tarafından Kulübümüzün ikinci bir defa kurulmasının hikayesini anlatmak istiyorum. Efendim sene 1931... Dünyada kriz başlamış, 29’da yavaş yavaş Avrupa’ya ve Türkiye’ye de intikal ediyor ve bu kriz bizim kulübümüze kadar geliyor. O tarihlerde kulüp çok maddi sıkıntı içerisinde. Fakat o arada iki tane aile çıkıyor Karşıyaka’da, şimdi isimlerini vermek istemiyorum. Bir kulüp kuruyorlar Sebat isminde. Bu kulübü federe etmek istiyorlar, ancak Beden Terbiyesi Ankara’da diyor ki: ‘Karşıyaka’nın nüfusu 12 bin 13 bin orada iki kulüp kaldırmaz, onun için biz bu kulübe lisans vermeyiz’ diyorlar. Ama bu iki aile biraz da torpilli biraz da partili olması dolayısıyla Ankara’ya gidiyorlar. Ne yapıp yapıp burada bu kulübün kurulmasını sağlamak amacıyla yetkilileri ikna etmek için bütün gayretlerini sarf ediyorlar. Beden Terbiyesi bir şartla kabul ediyor ve diyor ki, ‘Karşıyaka Spor Kulübü’yle bir maç yapacaksınız. Bu maçı kim kazanırsa o Karşıyaka Spor Kulübü olarak kalacak diğeri bu işten vazgeçecek.’ Bunun üzerine burada bir telaş, tabii kabul etmek istemiyoruz. Ben de o tarihte Cumhuriyet İlkokulu’na gidiyorum. Benim yaşım da şuan 82 (92 H.T.) efendim onu da bilin de ona göre söyleyeyim yani. 26 yaş fark var Zühtü Işıl’la aramızda. Efendim bizimkiler itiraz etmesine rağmen maalesef Beden Terbiyesi bir karar alıyor. Bu karar da ‘Siz’ diyor ‘Bir maç yapacaksınız kim kazanırsa o kalacak’ diyor. O sırada Karşıyaka’nın başta kurucusu Zühtü Abi olmak üzere Avukat Emin Birsel, efendim o zaman Kurtuluş Sokağı’nda 1717 Sokakta Orta Mektebin sokağında bir köşkü vardı Emin Bey’in... Zühtü Abi oraya geliyor. Diyor ki ‘Emin Bey, aman’ diyor, ‘böyle böyle bir şeyler oldu biz bunu ne yapacağız, ne edeceğiz’. O da diyor ki ‘Bunun bir çaresine bakarız ama madem böyle bir karar alınmıştır. Bunu Beden Terbiyesi tatbik edecektir.”

O sırada Tenis Kulübümüzün kaptanı Salih Süreyya. Efendim hepsi beraber böyle birkaç eski Karşıyakalı olmak üzere bir araya geliyorlar ve bu maçı yapmak üzere hazırlığa başlıyorlar. Karşıyaka İskelesi’nin önünde maç günü büyük bir kavga çıkıyor. Onların taraftarları az olmasına rağmen Karşıyaka Spor Kulübü’nün taraftarı çok... Alsancak Stadı’na gidiyoruz. Ve İstanbul’dan da Şadi Tezcan isminde hakem geliyor beynelmilel hakem efendim. İşte o müsabakada tekrar Zühtü Abi kulübün maç yapacağı gün Alsancak Stadı’nda soyunma odasına iniyor, diyor ki ‘Çocuklar biz Karşıyaka’nın 1912’de kurulmuş olan kulübüyüz. Bu maçı kazanmak mecburiyetindeyiz. Karşı taraf sizden kuvvetli olabilir ama sizin imanınız kuvvetlidir’ Zühtü Ağabey KSK’li futbolcularımıza çok büyük bir moral veriyor. Ve o maçı Karşıyaka 2-1 kazanıyor Sebat Kulübü de orada mevta oluyor.

Şimdi bu çok önemlidir. Zühtü Ağabeyin ikinci defa kulübe yaptığı şeydir ve nitekim 1931, 32, 33 senelerinde de Münir Birsel Bey Kulübe Başkan oluyor. O da o şartlarda gelmişti. Ve bu surette biz de badireyi atlatmış oluyoruz efendim. Yani ne kadar biz Zühtü Ağabeyi anlatsak ifade edemeyiz, kelimeler bulamayız...”

*

Her ne kadar konuşulacak çok şey varsa da gerçek olan şudur: “Kutsal Karşıyaka Toprakları” Türk sporunun ve futbolunun en önemli mekânlarından birisi olmuştur, Sebat tarihe karışmıştır ama KSK bu toprakların geleceğe kalacak nice yüzyıllara ulaşacak olan tek spor kulübüdür.