1925-1926'nın Şampiyonu Kaf Sin Kaf!..

Attığımız Gol 25 Yediğimiz Gol Sıfır...

Karşıyaka Spor Kulübü için 1926 yılı Şampiyonluk yılıydı, güzel günler geçiriyordu Kaf Sin Kaf... Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa “Reis-i Cumhur olduktan sonra ilk ziyaretini” KSK’mize yapmıştı 13 Ekim 1925’te, ikinci ziyareti de şampiyon oluşumuzdan sonra olacaktı 1926’nın 24 Haziranında...

1925-1926 İzmir Şampiyonu Kaf Sin Kaf

KSK’mizin en eski futbolcularından biri olan Kambur lakaplı Niyazi Tusder’e kulüp binasında Yaşar Aksoy tarafından “KSK’nin ilk şampiyonluğu nasıldı?” sorusu sorulduğunda “yaşamının en tatlı anısını” anlattığını ifade ederek şunları söylüyordu:

“KSK’nin ilk şampiyonluğu şiir gibi bir şeydi. Böyle muazzam zafer böyle coşkuyu bir kez daha, 1987 yılında yaşadım. Tüm rakiplerimizi yenmiştik. Taraftarların, gözleri ağlamaktan şişmişti. Şampiyonluğumuzu ilan ettiğimizde Karşıyaka’da yer yerinden oynadı. Lig boyunca tek gol yememiştik. Kalecimiz Malim Yaylım’ı hayırla ve rahmetle anarım. (...)

1926 yılında son maçımızda İdmanocağı’nı 2-0 yenerek İzmir Şampiyonu olduk. O maça şu kadro ile çıktık: Kaleci Malik, Lap Lap Lütfü, Arap İsmail, ben, Niyazi, Kaptan Sıçan Necati, Hamit, Halil Abi, Fikret, Hamdi Vala, Sezai, Bedii...

Şampiyon olduğumuz yıl, Başkanımız Zühtü Işıl idi. Bu isimlere ilaveten o yıllarda Ziya, ilk milli futbolcumuz Vahi, milli Nevzat, sonra hakemlik yapmış olan Esat Merter, Çip Çip İbrahim (Leyla), Gega Cemal ve Kadızade Rifat gibi büyüklerimiz ve arkadaşlarımız hem futbolcu, hem idareci ve kulübün her şeyleri olarak ünlerini uzun süre ayakta tutmuşlardır.

Cemal Ahmet Umar (Topal), Jandarma Albayı Cemal Abi, Kavalalı Adil Akkum Bey, Suat Karşıyaka (Eğriboyun), Muhlis Rıza (Eşek İnciri), Cevdet Bayık (Arnavut), Topal Cevdet gibi büyüklerimizi de unutmayalım. Bu vefekar kişiler olmasa idi, KSK olmazdı. Hepsi nur içinde uyusun.”

*

KSK-Altay maçı için taraftarlar “İzmir Futbol Şampiyonluğu Maçlarından Birincisi Olan Altay-Karşıyaka Oyunu Bugün Saat On Beşte Alsancak Stadyumunda Yapılacaktır.”ve “Lig Maçlarının Son Safhasına Doğru Cumaya Altay Karşıyaka Takımları Karşılaşıyorlar” denilerek bilgilendiriliyorlardı. Yine “Bugün saat 15de Alsancak Stadyumunda Altay-Karşıyaka Spor Kulüpleri arasında final maçı” haberi verilmişti.

2 Nisan 1926 tarihinde oynanan KSK- Altay maçı sonucunda “Karşıyaka Altay’ı Sıfıra Mukâbil Bir Sayı İle Yendi” “Altay-Karşıyaka Spor (Kulübü) Maçı Karşıyakalılar Sıfıra Karşı Bir Sayı İle Galip” başlıkları atıldı.

KSK Altay’ı 1-0 yenerek şampiyon olmuştu(1). Büyük Karşıyakalı Sadi İplikçi’nin hatıralarına göre KSK’mizin Altay’ı yendiği maçtan sonra Bankacı Cemal Ahmet’in bulduğu Kaf Sin Kaf sloganı yeri göğü inletmişti... Sadi İplikçi: “Bu sözü çok sevdik ve Altay’ı yenince vapurdan sahile bunu bağıra bağıra çıktık. O gündür, Karşıyaka, Kaf Sin Kaf ile inler durur.” sözleriyle bu coşkuyu anlatmıştır.

KSK’lilerin kalbinde taht kurmuş olan Tahir Türetken Amcamızın Sıçan Necati’den o güzel günleri dinleyip aktardığı bilgiler çok önemlidir:

“Ben o zamanlar çok küçüktüm ama büyüklerimizden KSK öyküleri dinleyerek büyüdüm. Şampiyon takımın futbolcularından Niyazi Tusder’in anlattığı gibi 1925-1926 sezonu KSK tarihinin en başarılı sezonlarından birisidir. Bu sezon kulübümüzün başkanlığını, kuruluşumuzda büyük emekleri olan Zühtü Ağabey yapıyordu ve bu O’nun KSK’deki son başkanlığıdır.

Ligler başladığında Karşıyaka, Kırmızı Küme’de, en önemli rakibi Altınordu ise Mor Küme’de mücadele ediyordu. Karşıyaka son maçında İdman Ocağını 2-0 yenerek Kırmızı küme şampiyonu olurken, Altınordu ise bütün rakiplerini geçerek Mor Küme’nin şampiyonu olur.

O dönemde uygulanan statü gereğince İzmir şampiyonunun belli olabilmesi için Karşıyaka ile Altınordu’nun iki maç daha yapması gerekiyordu. Şampiyonu belirleyecek maçların ilkini Karşıyaka 2-0 kazanır. İkinci maçta da büyük başarı gösteren Karşıyakalı futbolcular, etkili oyunları sonucunda Altınordu’yu 1-0 yener. Karşıyaka, üst üste aldığı galibiyetle tarihinin ilk şampiyonluğunu elde eder.

Karşıyaka’nın ilk şampiyonluğunda takımın teknik direktörü ünlü Macar Antrenör Zinger’di.

Kaleci Malim Yaylım, KSK’nin ilk şampiyonluğunda kalesinde devleşerek hiç gol yememiş, Karşıyaka tarihinde adını unutulmazlar arasına yazdırmış, kırılması mümkün olmayan bir rekora imza atmıştır.

İzmir şampiyonunu belirleyecek final maçının ikincisinde çok ilginç bir olay gerçekleşir. Sezon boyu kümede oynadığı maçlarda hiç gol yemeyen Kaleci Malik Yaylım, finalin ilk maçında aldığı ceza nedeniyle ikinci maçta forma giyemez. Kaleye takımın her mevkiinde joker gibi oynayan, namı ‘Sıçan’ olan Necati geçmek zorunda kalır. Kaleci Malik’ten eldivenleri devir alan Sıçan Necati de finalin son maçında muhteşem bir oyun çıkarır, Malik gibi kalesini gole kapatır, takımın şampiyonluğunda büyük pay sahibi olur...” (2)

*

Dananın kuyruğunun kopacağı son iki maça gelinmişti. “Altınordu Karşıyaka Maçı Münasebetiyle”adlı yazıda KSK-Altınordu takımlarının olası kadroları şu şekilde verilmişti:

“Altınordu: Mustafa, Nuri, Zeki, Feyzi, Ziya, Şevki, Neş’et, Hüseyin, İsmail Hakkı, Emin, Suphi”

“Karşıyaka: Malik, İsmail, Necati, Vahi, Halil, Sezâ’î, Hamid, Nevzad, Fikret, Niyazi, Ali.”

“Karşıyaka 1926 Şampiyonu Oldu.”

İzmir Şampiyonluğu için Mor küme şampiyonu olan Altınordu’yla iki maç yapan “Karşıyaka 1926 Şampiyonu Oldu.” ve “İkinci final maçı da Karşıyaka’nın sıfıra karşı iki sayısı ile neticelendi.”(3)

Karşıyaka-Altınordu maçı hakkında detaylar ise Hizmet Gazetesi’nin 11 Nisan 1926 tarihli “Karşıyaka Şampiyon Oldu” başlıklı haberi ile verilmişti... Naci Bey uzun uzun maçı anlatıyor:

“Geçen hafta yapılan maçın neticesi Karşıyaka lehine tecelli edince ikinci müsabakanın ehemmiyeti daha ziyade artmıştı. Bu sebeple Cuma günkü Karşıyaka-Altınordu maçı geçen haftanınkinden çok fazla bir seyirci kitlesini Stadyuma celb etti. Vakt-i mehilinde (tanınan süreden) biraz sonra sahaya evvelâ Karşıyakalılar çıktı. Beş dakika sonra Altınordulular da onları takip ettiler. Fotoğraf ve sinema makineleri karşısında dolaşmadan oyuna başlamak için bir türlü vakit bulamayan taraflar nihayet sahaya dizildiler. Bu defaki Karşıyaka takımında Niyazi’nin yerine Osman var. Halil de mevkii bulunan merkeze muhâcim olarak getirilmiş.

Altınordu da şöyle bir takımla ahz-ı mevki etti: Mustafa, Nuri, Zeki, Şevki, Feyzi, Rasim, Emin, Hüseyin, İsmail Hakkı, Ziya, Subhi.

Hakem Mister Karlern? düdüğü ile tarafeyn ve top harekete geldi. Kale intihâbını (seçimini) Altınordulular kazandığından hücuma Karşıyakalılar başladı. Halil’in Nevzat’a verdiği kısa bir pası Nevzat tekrar Halil’e verdi. Fikret’e giden top tekrar Nevzata verilirken Altınordu müdafii hattından geriye döndü ve bir müddet ortada dolaştıktan sonra Altınordu muhâcimleri Karşıyaka kalesine doğru akmaya başladılar. Bu hücum birkaç defa tekrar etti. Fakat esen şiddetli rüzgârın tesiriyle top Karşıyaka nısf (yarı) sahasından bir türlü ayrılmadı. Muntazam vuruşlarla kaleye havale edilen topu Malik iyi karşılıyor ve iade ediyordu. Bir çâryek (çeyrek) sonra bu avdetle (geri dönüşle) iade edilen top Karşıyaka muhâcimlerinin ayağına geçti. Altınordu kalesine kadar devam eden bu akında Osman’ın bir gol kaçırması ile neticelendi. Altınordu’nun usta iki muavenetin müdahalesiyle top yine Altınordu muhâcimlerine geldi. Kaleye doğru tekrar süzüldüler. İsmail Hakkı ve Ziya’nın kale önlerinde fazla çalım yapmaları ve rüzgârın lehlerine olmasına rağmen kaleye şut atamamaları bir iki iyi neticeden Altınordu’yu mahrum etti.

Karşıyaka kalesinden atılan top muhâcimler ayağında olarak bir iki çalım ve pastan sonra tekrar Altınordu kalesine geldi. Ortadan sağa verilen pas Osman’a istimal edemedi. Altınordulular tekrar hâkim ve zinde Karşıyaka kalesini tazyik etmeye (zorlamaya) başladılar. Malik’in fedakâr bir iki kurtarışından sonra parti nihayetlendi. (ilk yarı tamamlandı.) İkinci de (yarıda) Altınordu rüzgâr altına düştü. Karşıyakalılar bu defa mütemadi hücumlarla kaleye kadar iniyorlar bir türlü sayı temin edemiyorlardı. Nihayet Halil’in Nevzat’a verdiği uzunca bir pas Nevzat’ın sıkı bir şutla gole tahvil etmesi (dönüştürmesi) müsavatı (beraberliği) ihlal etti. (bozdu)

Bu sayıdan sonra Altınordulular daha ziyade canlandılar. Sert ve seri bir hücumları Karşıyaka muavin hattında durunca yine kaleleri sıkışmaya başladı. Çok geçmeden Fikret’in havadan kapıp aldığı top ikinci defa Altınordu kalesini ziyaret etti. Bu golden sonra oyunun muvazenesi(dengesi) tamamiyle Karşıyaka lehine olarak tebeddül etti (değişti). Canla başla uğraşan Altınordu müdafii ve muavinleri kendi muhâcimlerini bir türlü besleyemediler. Öyle zamanlar oldu ki Altınordu muhâcimleri kendi kalelerine kadar gelip topu kurtarmaya teşebbüs ettiler. Fakat Karşıyaka muhâcimleri karşısında esasen müşkül vaziyette kalan muavinlerinin yardımlarını temin edemediklerden bu fedâkârâneleri akâmete mahkum oldu.

Karşıyakalılar oyunu sağa ve sola doğru açamadıklarından başka sayı yapamadılar. Ve oyun da bu suretle sıfıra karşı iki ile ve Karşıyaka’nın galibiyetiyle neticelendi.”

Peki, acaba 1925-1926 Şampiyonunu belirleyen bu maçta futbolcular “Nasıl Oynadılar?”

İlk önce Altınordululardan bahsedelim:

“Altınordu’dan kaleci Mustafa daima mütereddid (kararsız) ve durgun vaziyetiyle hiçbir fedakarlık göstermedi. Müdafiilerden Zeki atılgan oynadı. Nuri hiç muvaffak olamadığı gibi iri vücuduyla çok defalar mazarratı (zararı)bile dokundu. Muavin hattında Feyzi ve Şevki takımın ruhu idiler. Rasim henüz final maçında Altınordu birincisinde ahz-ı mevkii edemeyecek bir oyuncudur. Muhâcim hattı hemen hemen muvafık oldu denilebilir. Asabi ve hırçın bir oyuncu olan Suphi bu defa daha şuurlu hareketleriyle mevkiinde ziyadesiyle muvafık oldu. Uç ortalarda biraz da şut atmak kabiliyeti olsa idi hücumlarından bir kaçının golle neticeleneceğine şüphe edilemezdi.”

Şimdi de Şampiyon Karşıyakalılar:

“Karşıyaka takımında ise Malik biraz fazlaca kaleden açıldı. Bununla beraber çok fedakâr idi. Birkaç mühim tehlikeyi muvaffakıyetle ber-taraf etti. Müdafiiler iyi kurtarışlar yaptı. Muavin hattı bilhassa birinci partide ve rüzgâr aleyhlerinde iken çok çalıştı. Muhâcimler yüksek bir oyun tarzı gösterdiler.”

*

Karşıyaka Spor Kulübü futbolcularının bu fedakârlıklarının bir karşılığı olmalıydı... 1925-1926 sezonunda 25 gol atıp hiç gol yemeden şampiyon olan bu büyük spor kulübüne bazı kupa ve hediyeler verilmişti...

Bunlar, 1925-1926 Şampiyonluğu kupası, Ege Mıntıka Kupası ve “Atlasla kaplanmış hasır sepet içindeki duvar saati”ydi.

Omega Saatleri acentesi Fazlı Ali Sâ’ib Bey” şampiyonluk maçı öncesinde şampiyon olacak takıma bir saat hediye edeceğini bildirmişti. Karşıyaka Spor Kulübü’nün “İzmir Şampiyonu” olmasının hemen ardından Fazlı Ali Sâ’ib Bey tarafından hediye edilen bu duvar saatinin takdimini ise İzmir Valisi Kazım (Dirik) Bey yapmıştı.

Şampiyon Karşıyaka Spor Kulübü’ne ayrıca bir “Kupa Hediyesi”nin de Karşıyaka Belediyesi tarafından verileceği ile ilgili bir haber paylaşılmıştı.(4)

*

Bugün Karşıyaka Spor Kulübü’nün KSK’mizin Ulu Çınarımızın 105. Yıldönümü...

Kutlu Olsun...

Karşıyaka Savaşacak ve Elbette ki Kazanacak...

Nice Yüzyıllara Kaf Sin Kaf’ım Nice Yüzyıllara Ulu Çınarım...

(1) Anılarda ifade edilen “İdman Ocağı” “Altay Kulübü”dür. Bazı haberlerde Altay İdman Yurdu olarak da verilmiştir. Kırmızı Küme Şampiyonu’nu belirleyen maç ise gazetelerdeki bilgilere göre 2-0 değil 1-0 olarak görülmektedir.

(2) Dönemin basınında ise her iki maçın da 2-0 KSK’nin galibiyeti ile bittiğine dair bir bilgi bulunmaktadır. Ayrıca Malik Bey’in son maçta da oynadığı bilgisi verilmektedir.

(3) Hizmet, 11 Nisan 1926. Anılarda farklı anlatımlar bulunmaktadır ama hatıraların özüne dokunmadan aktarmayı doğru buldum.

(4) Ayrıca İzmir’in güçlü takımlarından Altay’ı ve Altınordu’yu geçerek şampiyon olan KSK’ye Altay İdman Yurdu tarafından bir tebrik telgrafı gönderilmişti. KSK de bu inceliğe karşı Altay’a bir teşekkür telgrafı göndermiştir. Gazete bunu “Altay-Karşıyaka Samimiyeti” başlığı ile vermiştir.