diker.ahmet @ hotmail.com

Sami Bey’in Karşıyaka lokması!..

Gazi Paşa, 10 Eylül 1922’ de, İplikçizade İsmail Beyin köşkünde Akdeniz’in yıldızı, Kurtuluşun Kızıl Elma’sı İzmir’i düşman işgalinden kurtarmanın gururunu yaşıyordu… 

Aynı esnada Ana vatanından kilometrelerce uzakta olan birisinin de vatanı burnunda tütüyordu. Ülkesinin en çalkantılı döneminde, her şeyini geride bırakarak Selanik’ten Karşıyaka’ya göç etti Sami Bey… 

Savaş ateşinin sönmediği, yangın dumanlarının her yeri sardığı günlerde Karşıyaka Çarşısı’nda hayır duaları ile kaldırdı pastanesinin kepengini… Sami Bey’in pastanesi dolup dolup taşıyordu... Hele hele bir lokması vardı ki dillere destan olmuştu… Sami Bey, oğullarını yanına almış pastanenin iyi giden işlerinin tadını çıkarıyordu…

Sami Bey, bir süre sonra köşesine çekilme kararı alarak, mekânını oğlu Erdinç’e bıraktı… 

Meşhur Lokmacı Sami Bey’in yeni patronu Erdinç Ergezen o güzel günleri şöyle anlatıyor:

1937’de gözümü ilk açtığım andan itibaren Karşıyakalıyım… Karşıyaka dendiği an benim için akan sular durur her zaman… Rahmetli Babam Karşıyaka’nın ilk pastanesini açtı Kemalpaşa caddesinde…

 Sami Beyin “Karşıyaka Lokması”  Televizyonlarda!

Kendine has, formülü tamamen aileye ait olan Sami Bey’in “Karşıyaka Lokmasının ” adı dillere destan olur, zamanla siparişleri yetiştiremez hale gelirler. Öyle ki Erdinç Baba, 1996 yılında, Reha Muhtar’ın sunduğu Show TV’nin ana haber bültenine davet edilince, “Sami Bey’in Lokması” bir anda Türkiye’nin gündemine oturuverir. 

Hikâyenin geri kalanını şöyle anlatır Erdinç Baba: “Bir gün Reha Muhtar, aradı Erdinç Ağabey valizi hazırla ‘Türk Haftası ‘etkinlikleri için Avustralya’ya gidiyoruz… Valizi hazırladık, ver elini Avustralya… Binlerce Avustralyalıyı Sami Bey’in “Karşıyaka Lokmasıyla” tanıştırdık… 

 

 

Erdinç Baba Avustralya’ya Transfer Oluyor!

Yaptığım işin keyfini çıkarırken, Avustralya’nın en büyük firmalarından birisi lokma işine girmek için bana öyle bir teklif yaptı ki anlatamam… Bir anda futbolcu gibi Karşıyaka’dan, Avustralya’ya transfer oldum. Reha Muhtar, Türkiye’ye dönünce yine Show TV’nin ana haber bülteninde, her zaman ünlü bir futbolcu transfer olacak değil ya, bu kez Karşıyaka’nın en ünlü lokmacısı Avustralya’ya transfer oldu diye haber yapmış… 

Neyse, biz hemen kolları sıvadık, aynı Karşıyaka gibi deniz kenti olan Darvin’de bir imalathane kurduk… Avustralyalıları Karşıyaka’nın lokması ile tanıştırdım... Ev, araba, para ne istediysem hepsini önüme serdiler… Çok kısa sürede orada da meşhur olduk… Avustralya’da her şey iyi gidiyordu, çok para kazanıyordum… Ama vatanın toprağının kokusunu, ailemin, Karşıyaka’nın ve Kaf Sin Kaf’ın hasretine dayanamadım Karşıyaka’ya geri döndüm…

En Büyük Sevdamız Kaf Sin Kaf’tır!

Kaf Sin Kaf’ın peşinden koşmayı da, ihmal etmez, onun da hiçbir maçını kaçırmaz.  O günleri şöyle anlatıyor Erdinç Baba gözleri ışıldayarak : “ Bizler o günlerde Kaf Sin Kaf’tan başka bir şey tanımazdık,   Karşıyakalılar o dönem, başkanı, yöneticisi, sporcusu, esnafı, yaşlısı, genci birlik ve beraberlik içindeydi. Karşıyaka’nın yakışıklı gençleri “Hergele Meydanı’nda” buluşurdu… KSK’nin maçı olduğu günlerde Çarşı’daki dükkanların hepsi kapısına kilit vurur, çalışanlar “Hababam Sınıfı’nın” öğrencileri gibi vapura atlar Alsancak Stadyumu’ ndaki maça giderdi… 

Kaf Sif Kaf’ımız maçta galip geldiyse tekrar vapurlara doluşurduk, vapurumuz vuuuu diye düdük çalarak Karşıyaka İskelesi’ne yanaşırdı… Bu anın tadına doyum olmazdı” futbolcular geçmiş dönemlerde yeşil-kırmızı renklerin aşkı için, mücadele ederdi. 

Yaşım 81, şimdi kim hangi futbolcuyu doğru düzgün tanıyor, kim onu Çarşı’da görüyor… Yok babam yok, eskiden KSK’miz maça çıkmadan oynayacak kadroyu ve yedeklerini tek tek sayardım…

Birinci “Gode Cengiz” kardeşimdi!

 Birinci “Gode Cengiz”  küçük kardeşimdir… “Gode demek Karşıyaka’nın kralı demektir” diyor heyecanla “Kardeşim Gode Cengiz”, hasta Karşıyakalıydı, bütün giysileri, şapkası yeşil- kırmızıydı. Hiçbir zaman KSK’nin antrenmanlarını kaçırmazdı... Karşıyaka’nın esas Gode’si kardeşimdi. Daha sonra Allah rahmet eylesin en iyi futbolcularımızdan biri olan kaptanımız Cengiz’e “Gode Cengiz “ denmeye başlandı… 

Koministler İstiklal Caddesi’ni bastı!

Hiç unutmuyorum 1961’in Aralık ayındaydık, yolumuz İstanbul Mithatpaşa Stadyumuna düştü, rakibimiz Beşiktaş… Tribünleri Kaf Kaf Kaf, Sin Sin Sin, Kaf Sin, Kaf Sin, Kaf nidalarıyla inletiyoruz… Hop oturup, hop kalktığımız maçta Vural’ın golü ile Beşiktaş’ı 1-0 yendik… Mutluluktan uçuyoruz, ver elini “İstiklal Caddesi” başladık Kaf Kaf çekmeye, polisler İstiklal’i komünistler bastı diye hepimizi gözaltına altı… 

Neyse tezahüratın siyasetle ilgisi olmadığı anlaşılınca serbest bırakıldık ve Çiçek Pasajı’nda Kaf Sin Kaf nidalarıyla bir güzel kafayı çektik. Bu gün yaşı kemale eren Erdinç Baba, böyle bir markayı Karşıyaka’ya kazandırıp, dünyaya tanıttığı için çok mutlu ve gururludur. Yurt dışı ve yurt içinden birçok ödül kazanan, Anavatanı Karşıyaka olan bu miras artık ailenin üçüncü kuşağının emanetinde… “ Sami Bey’in Karşıyaka Lokması” … Şimdi artık Cenk ve oğlu Batuhan’la sonsuzluğa taşınmak üzere tadının demini ve keyfini yaşıyor.